Nafaka Artırım, Azaltım ve Kaldırma Davası: ÜFE Artışı ve Süresiz Nafaka Kararı
Boşanma kararıyla belirlenen nafaka, tarafların o tarihteki ekonomik ve sosyal durumuna göre hesaplanır. Yıllar içinde enflasyon, çocuğun okul ve sağlık giderleri, nafaka yükümlüsünün geliri veya nafaka alacaklısının çalışma durumu değiştiğinde aynı tutar hakkaniyete uygun olmaktan çıkabilir. Kanun bu nedenle irat biçiminde ödenen nafakanın sonradan artırılmasına, azaltılmasına ve belirli hâllerde kaldırılmasına imkân tanır.
Nafakanın değiştirilmesi kendiliğinden gerçekleşmez. Mahkeme kararında yıllık artış hükmü yoksa tutar, yeni bir dava açılmadıkça aynı kalır; nafaka alacaklısı yeniden evlenmedikçe veya taraflardan biri ölmedikçe ödeme yükümlülüğü de kendiliğinden sona ermez. Hangi değişikliğin dava sebebi olacağı, hangi delillerin gerektiği ve kararın hangi tarihten itibaren uygulanacağı bu nedenle uygulamada büyük önem taşır.
Bu yazıda yoksulluk ve iştirak nafakasının artırılması, azaltılması ve kaldırılması davalarını; Yargıtay’ın ÜFE esaslı artış uygulamasını ve Anayasa Mahkemesinin 30 Eylül 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan süresiz nafaka kararının mevcut nafakalara etkisini ele alıyoruz.
Bu yazıyı okumadan önce: Nafaka türleri, boşanma süreci ve velayet hakkındaki genel çerçeveyi Aile Hukuku Rehberi sayfamızda bulabilirsiniz. Bu yazı, mahkemece belirlenmiş bir nafakanın sonradan değiştirilmesine odaklanır.
Kısa Cevap
Artırım veya azaltım: Tarafların mali durumunun değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde irat biçimindeki nafaka artırılabilir veya azaltılabilir (TMK m.176/4). Çocuk için ödenen iştirak nafakasında durumların önemli ölçüde değişmesi aranır (TMK m.331).
Kendiliğinden sona erme: Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde yoksulluk nafakası kendiliğinden kalkar (TMK m.176/3).
Mahkeme kararıyla kaldırma: Alacaklının evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun sona ermesi veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde yoksulluk nafakası mahkeme kararıyla kaldırılır.
Yıllık artış: Gelecek yıllar için ÜFE oranında artış ancak talep edilirse hükme bağlanabilir; hâkim talep olmadan bu yönde karar veremez.
Süresiz nafaka kararı: Anayasa Mahkemesi TMK m.175/1’deki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir; iptal hükmü kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 30 Eylül 2026’dan itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. O tarihe kadar mevcut düzenleme uygulanır.
Hangi Nafakalar Değiştirilebilir?
Türk Medeni Kanunu’nda dört temel nafaka türü bulunur:
Tedbir nafakası: Boşanma davası süresince veya ayrı yaşamada haklı sebep varken eşe ve çocuklara ödenir (TMK m.169, m.197).
Yoksulluk nafakası: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eşe, diğer eşin mali gücüyle orantılı olarak ödenir (TMK m.175).
İştirak nafakası: Velayeti kendisine verilmeyen ananın veya babanın, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma payıdır (TMK m.182, m.327-330).
Yardım nafakası: Yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üst ve altsoy ile kardeşler arasında ödenir (TMK m.364).
Bu yazının konusu esas olarak boşanma kararından sonra irat biçiminde ödenmeye devam eden yoksulluk ve iştirak nafakasıdır. Tedbir nafakası boşanma davası içinde değişen koşullara göre yeniden değerlendirilebilir; boşanma kararı kesinleştiğinde ise kural olarak yerini yoksulluk ve iştirak nafakasına bırakır.
Nafakanın toptan ödenmesine karar verilmişse durum farklıdır. TMK m.176’ya göre maddi tazminat ve nafaka toptan veya irat biçiminde ödenebilir; artırma, azaltma ve kaldırma kuralları irat biçiminde ödenen nafakaya ilişkindir.
Nafaka Artırım Davası
Hangi koşullarda açılabilir?
TMK m.176/4’e göre tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde irat biçiminde ödenen nafakanın artırılması talep edilebilir. Uygulamada en sık rastlanan gerekçeler şunlardır:
Nafakanın belirlendiği tarihten bu yana paranın satın alma gücünün düşmesi,
Nafaka yükümlüsünün gelirinin belirgin biçimde artması, yeni bir işe veya mülke sahip olması,
Çocuğun büyümesiyle eğitim, sağlık, kurs, ulaşım ve barınma giderlerinin artması,
Nafaka alacaklısının sağlık veya çalışma koşullarının ağırlaşması.
Mahkeme artırım miktarını nasıl belirler?
Yargıtay uygulamasında tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında olağanüstü bir değişiklik bulunmuyorsa artırım, kural olarak nafakanın son belirlendiği tarihten dava tarihine kadar geçen süredeki üretici fiyatları endeksindeki (ÜFE) değişim oranı esas alınarak yapılır. Bu yaklaşımın amacı, mahkemenin önceki kararla kurduğu dengeyi enflasyon karşısında korumaktır.
Taraflardan birinin gelirinde olağanüstü bir artış veya azalış varsa mahkeme yalnızca endeks oranıyla bağlı kalmaz. Bu durumda TMK m.4’teki hakkaniyet ilkesi çerçevesinde tarafların güncel gelirleri, giderleri, yeni bakım yükümlülükleri ve çocuğun ihtiyaçları birlikte değerlendirilir.
Gelecek yıllar için otomatik artış istenebilir mi?
Evet, ancak açıkça talep edilmelidir. Mahkeme, talep hâlinde hüküm altına alınan nafakanın gelecek yıllarda her yıl Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı ÜFE oranında artırılmasına karar verebilir. Talep edilmeyen bir yıllık artışa hükmedilmesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesindeki taleple bağlılık ilkesine aykırıdır; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kanun yararına temyiz üzerine incelediği ve 2023 yılında kamuoyuna yansıyan bir kararında, istenmeyen yıllık artış hükmünü bu gerekçeyle bozmuştur.
Yıllık artışın başlangıç tarihi de önemlidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 01.06.2026 tarihli 2025/10820 E., 2026/5696 K. sayılı kararında, boşanma davasında hükmedilen iştirak nafakasına uygulanacak yıllık ÜFE artışının, boşanma hükmünün kesinleştiği yılı takip eden yıldan başlatılması gerektiğini; ilk derece mahkemesinin karar tarihinden itibaren artış uygulanmasının doğru olmadığını belirtmiştir.
Artırılan nafaka hangi tarihten itibaren uygulanır?
Uygulamada nafakanın artırılması veya azaltılmasına ilişkin kararların kural olarak dava tarihinden itibaren hüküm ifade ettiği kabul edilir. Dava açılmadan önceki dönemler için geriye dönük artırım istenmesi mümkün değildir. Bu nedenle ekonomik koşullar değiştiğinde davanın geciktirilmemesi, alacaklı açısından doğrudan mali sonuç doğurur.
Nafaka Azaltma Davası
Azaltma davası da aynı hükme, TMK m.176/4’e dayanır. Nafaka yükümlüsünün geliri azalmış, yeni bir bakım yükü doğmuş veya nafaka alacaklısının mali durumu iyileşmişse nafakanın indirilmesi istenebilir.
Sık karşılaşılan azaltma gerekçeleri şunlardır:
Yükümlünün işini kaybetmesi, emekli olması veya gelirinin kalıcı olarak düşmesi,
Yükümlünün yeniden evlenmesi ve yeni evliliğinden çocuk sahibi olması,
Yükümlünün ağır bir hastalık nedeniyle çalışma gücünü kaybetmesi,
Nafaka alacaklısının düzenli gelir elde etmeye başlaması,
Çocuğun bakım giderlerinin bir kısmının başka bir kaynaktan karşılanmaya başlaması.
Mahkeme, yükümlünün gelirini kendi iradesiyle ve nafaka borcundan kurtulmak amacıyla düşürüp düşürmediğini de inceler. İşten kendi isteğiyle ayrılma, gelirin üçüncü kişiler üzerinden gösterilmesi veya mal varlığının yakınlara devredilmesi gibi durumlar, azaltma talebinin reddine yol açabilir.
Nafakanın Kaldırılması
Kendiliğinden sona erme
TMK m.176/3’e göre nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde irat biçiminde ödenen yoksulluk nafakası kendiliğinden kalkar. Bu durumda ayrıca dava açmak gerekmez; ancak icra takibi devam ediyorsa evlenme veya ölüm belgeleriyle icra dosyasına başvurulması gerekir.
Mahkeme kararıyla kaldırma
Aynı hükme göre nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde yoksulluk nafakası mahkeme kararıyla kaldırılır. Bu sebepler kendiliğinden sonuç doğurmaz; dava açılması ve ispat edilmesi gerekir.
Fiilen evliymiş gibi yaşama: Ortak konutta yaşama, birlikte tatil ve sosyal hayat, ortak harcamalar, çevrenin ilişkiyi evlilik gibi algılaması gibi olgular tanık, fotoğraf, sosyal medya kayıtları ve adres bilgileriyle ispat edilebilir. Geçici veya arkadaşlık düzeyindeki ilişkiler genellikle yeterli görülmez.
Yoksulluğun sona ermesi: Alacaklının düzenli ve yeterli bir gelir elde etmeye başlaması, miras veya başka yolla önemli bir mal varlığı edinmesi, somut olayın koşullarına göre yoksulluğun ortadan kalktığı sonucunu doğurabilir. Gelirin düzenli olup olmadığı ve alacaklının yaşamını sürdürmeye yetip yetmediği birlikte incelenir.
Haysiyetsiz hayat: Toplumun genel ahlak anlayışına ağır biçimde aykırı ve süreklilik gösteren yaşam tarzı bu kapsamda değerlendirilir; dar yorumlanır ve somut delil gerektirir.
Çocuk ergin olunca iştirak nafakası ne olur?
Ana ve babanın bakım borcu kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar devam eder (TMK m.328/1). Çocuk on sekiz yaşını doldurduğunda iştirak nafakası kendiliğinden sona erer. Çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde eğitimi sona erinceye kadar ona bakmakla yükümlüdür (TMK m.328/2). Bu talep, ergin çocuk tarafından kendi adına ayrıca ileri sürülür.
Anayasa Mahkemesinin Süresiz Nafaka Kararı Mevcut Nafakaları Etkiler mi?
Anayasa Mahkemesi, 04.06.2026 tarihli ve E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasındaki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir. Karar 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış; iptal hükmünün yayımdan başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Buna göre iptal hükmü Haziran 2027’nin sonunda yürürlüğe girecektir.
Bu kararın uygulamadaki sonuçları şöyle özetlenebilir:
Bugün itibarıyla mevcut düzenleme yürürlüktedir. İptal hükmü yürürlüğe girinceye kadar yoksulluk nafakasına ilişkin mevcut kurallar uygulanır.
Kesinleşmiş nafaka kararları kendiliğinden sona ermez. Anayasa Mahkemesinin iptal kararları kural olarak geriye yürümez. Mevcut nafakaların akıbeti, yasama organının bu süre içinde yapacağı yeni düzenlemeye ve özellikle geçiş hükümlerine bağlı olacaktır.
İştirak nafakası bu kararın konusu değildir. Karar, boşanan eşe ödenen yoksulluk nafakasına ilişkindir; çocuk için ödenen nafaka bakımından bir değişiklik getirmez.
Kaldırma ve azaltma davaları bugün de açılabilir. Ancak bu davalar, yeni bir yasa yürürlüğe girinceye kadar TMK m.176’daki mevcut sebeplere dayanmak zorundadır; Anayasa Mahkemesi kararı tek başına bir kaldırma sebebi oluşturmaz.
Yeni yasal düzenleme yapıldığında nafakanın süresine ilişkin hangi kuralların getirileceği ve mevcut nafakalara nasıl uygulanacağı ayrıca değerlendirilmelidir. Bu yazının güncellik tarihi itibarıyla yasama organı tarafından kabul edilmiş yeni bir düzenleme bulunmamaktadır.
Dava Nerede ve Nasıl Açılır?
Nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılması davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde davalar asliye hukuk mahkemesince aile mahkemesi sıfatıyla görülür. Boşanma kararından sonra açılacak nafaka davalarında genel yetkili mahkemenin yanında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (TMK m.177).
Nafaka davaları zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir. Aile hukukuna ilişkin bu uyuşmazlıklar kamu düzeniyle yakından bağlantılı olduğundan taraflar, mahkeme önünde uzlaşsalar bile çocuğun üstün yararı mahkemece ayrıca gözetilir.
Dava dilekçesinde nelere dikkat edilmeli?
Nafakanın son belirlendiği karar ve kesinleşme tarihi,
Talep edilen nafaka türü ve her nafaka için ayrı ayrı istenen tutar,
Değişikliği doğuran olaylar ve bunların tarihleri,
Gelecek yıllar için ÜFE oranında artış talebi,
Tarafların gelirlerini gösteren SGK kayıtları, maaş bordroları, vergi ve tapu kayıtları,
Çocuğun okul, sağlık, kurs, ulaşım ve barınma giderlerine ilişkin belgeler,
Tanık listesi ve gerekiyorsa sosyal ve ekonomik durum araştırması talebi.
Mahkeme, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını kolluk aracılığıyla araştırtır; banka, SGK, tapu ve araç kayıtlarını getirtebilir. İddiaların bu resmî kayıtlarla uyumlu olması davanın seyrini doğrudan etkiler.
Nafaka Ödenmezse Ne Olur?
Mahkemece hükmedilen nafaka ödenmezse alacaklı ilamlı icra takibi başlatabilir. Birikmiş nafaka alacakları için haciz yoluna gidilebilir; nafaka alacakları maaş haczinde öncelikli olarak değerlendirilir ve normal ücret haczindeki dörtte birlik sınır nafaka alacakları bakımından farklı uygulanabilir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca nafaka ödeme emrine rağmen ödeme yapmayan borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine tazyik hapsine karar verilebilir. Borçlunun nafakayı ödemesi hâlinde tazyik hapsi sona erer. Nafaka yükümlüsünün koşulları değişmişse yapılması gereken, ödemeyi kendiliğinden kesmek değil, azaltma veya kaldırma davası açmaktır.
Nafaka Alacaklısı İçin Kontrol Listesi
Nafaka en son hangi tarihte belirlendi; o tarihten bu yana ÜFE değişimi ne oldu?
Kararda gelecek yıllar için artış hükmü var mı?
Çocuğun giderleri belgelenebiliyor mu?
Yükümlünün gelir ve mal varlığındaki değişiklikler hangi kayıtlarla gösterilebilir?
Birikmiş nafaka alacağı varsa icra takibi başlatıldı mı?
Dava açılmadan önceki dönem için geriye dönük artırım istenemeyeceği dikkate alındı mı?
Nafaka Yükümlüsü İçin Kontrol Listesi
Gelirdeki azalma geçici mi, kalıcı mı; belgelenebiliyor mu?
Yeni evlilik veya çocuk nedeniyle doğan bakım yükü kayıtlarla gösterilebilir mi?
Nafaka alacaklısı düzenli gelir elde ediyor mu; SGK kayıtları getirtilebilir mi?
Fiilen evliymiş gibi yaşama iddiası hangi somut delillere dayanıyor?
Çocuk ergin oldu mu; eğitimi devam ediyor mu?
Dava sonuçlanıncaya kadar ödemelerin aksatılmaması için plan yapıldı mı?
Uygulama Örnekleri
Örnek 1: Yıllık artış hükmü olmayan iştirak nafakası
Boşanma kararında çocuk için aylık iştirak nafakasına hükmedilmiş, yıllık artış talep edilmemiştir. Aradan dört yıl geçmiş, çocuğun okul giderleri artmıştır. Velayet sahibi anne, artırım davası açarak hem güncel tutarın belirlenmesini hem de gelecek yıllar için ÜFE oranında artış uygulanmasını talep eder. Artırım, dava tarihinden itibaren uygulanır.
Örnek 2: Yükümlünün yeni evliliği
Yoksulluk nafakası ödeyen eski eş yeniden evlenmiş ve yeni evliliğinden bir çocuğu olmuştur. Geliri değişmemiştir. Yeni bakım yükü, azaltma talebinde değerlendirilecek bir olgudur; ancak mahkeme nafaka alacaklısının durumunu da gözeterek hakkaniyete uygun bir denge kurar.
Örnek 3: Düzenli gelir elde etmeye başlayan alacaklı
Yoksulluk nafakası alan eski eş, boşanmadan birkaç yıl sonra sigortalı ve düzenli bir işte çalışmaya başlamıştır. Yükümlü, SGK kayıtlarını dayanak yaparak kaldırma veya azaltma davası açar. Mahkeme, gelirin düzenliliğini ve yeterliliğini somut olayın koşullarına göre değerlendirir.
Örnek 4: Fiilen evliymiş gibi yaşama
Nafaka alacaklısının uzun süredir başka biriyle aynı adreste yaşadığı, birlikte tatile gittiği ve çevresinde çift olarak tanındığı tanık beyanları ve adres kayıtlarıyla ortaya konur. Bu durumda yoksulluk nafakasının mahkeme kararıyla kaldırılması gündeme gelir.
Örnek 5: Anayasa Mahkemesi kararına dayanarak ödemeyi kesmek
Yükümlü, süresiz nafakanın iptal edildiğine ilişkin haberleri görerek ödemeyi durdurur. Ancak iptal hükmü henüz yürürlüğe girmemiştir ve mevcut karar geçerlidir. Biriken nafaka için icra takibi ve tazyik hapsi riski doğar. Doğru yol, varsa mevcut kaldırma veya azaltma sebeplerine dayanarak dava açmak ve yeni yasal düzenlemeyi takip etmektir.
En Sık Yapılan Hatalar
Yıllık artışı talep etmemek
Mahkeme talep edilmeyen yıllık artışa hükmedemez. Dilekçede gelecek yıllar için ÜFE oranında artış açıkça istenmelidir.
Davayı geciktirmek
Artırım kural olarak dava tarihinden itibaren uygulanır. Geçen her ay, alacaklı açısından geri alınamayacak bir kayıptır.
Ödemeyi kendiliğinden durdurmak
Koşulların değişmesi, mahkeme kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ödemeyi kesmek icra ve tazyik hapsi riskini doğurur.
Delilsiz fiili birliktelik iddiası
Söylentiye dayanan iddialar yeterli değildir. Ortak yaşamın süreklilik gösterdiği somut delillerle ispatlanmalıdır.
Haberlere dayanarak hüküm kurmak
Anayasa Mahkemesi kararlarının yürürlük tarihi ve kapsamı karar metninden kontrol edilmelidir. Süresiz nafakaya ilişkin iptal hükmü dokuz aylık süre sonunda yürürlüğe girecektir.
Nafaka Davalarında Avukatın Rolü
Nafaka davası, iki rakamın karşılaştırılmasından ibaret değildir. Önceki kararın gerekçesinde tarafların hangi gelir ve gider durumuna göre değerlendirildiğinin tespiti, değişikliğin bu tabloya göre ortaya konulması gerekir. Endeks hesabı, SGK ve banka kayıtları, çocuğun giderlerine ilişkin belgeler ve tanık beyanları bir bütün olarak sunulmalıdır.
Alacaklı yönünden güncel tutarın yanında gelecek yıllar için artış talebinin eksiksiz kurulması; yükümlü yönünden ise kaldırma sebeplerinin somut delillerle desteklenmesi ve dava süresince ödeme düzeninin korunması önem taşır. Anayasa Mahkemesi kararından sonra yapılacak yasal düzenlemenin geçiş hükümleri de her iki taraf için ayrıca takip edilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Nafaka her yıl kendiliğinden artar mı?
Kararda yıllık artış hükmü varsa artar. Böyle bir hüküm yoksa artırım için dava açılması gerekir.
Nafaka artırım davası ne zaman açılabilir?
Belirli bir bekleme süresi yoktur. Tarafların mali durumu değiştiğinde veya hakkaniyet gerektirdiğinde açılabilir.
Nafaka ne kadar artırılır?
Olağanüstü bir değişiklik yoksa kural olarak ÜFE değişim oranı esas alınır. Gelirlerde önemli değişiklik varsa hakkaniyete göre farklı bir tutar belirlenebilir.
Artırılan nafaka geriye dönük ödenir mi?
Hayır. Kural olarak dava tarihinden itibaren uygulanır.
İşsiz kalan kişi nafakayı ödemeye devam etmek zorunda mı?
Mahkeme kararı değiştirilinceye kadar evet. Gelir kaybı varsa azaltma davası açılmalıdır.
Eski eşim çalışmaya başladı, nafaka kesilir mi?
Kendiliğinden kesilmez. Düzenli ve yeterli gelir yoksulluğu ortadan kaldırıyorsa kaldırma veya azaltma davası açılabilir.
Eski eşim biriyle yaşıyorsa nafaka kalkar mı?
Evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşama ispatlanırsa yoksulluk nafakası mahkeme kararıyla kaldırılır.
Yeniden evlenince nafaka biter mi?
Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesiyle yoksulluk nafakası kendiliğinden kalkar. Çocuk için ödenen iştirak nafakası bundan etkilenmez.
Süresiz nafaka kaldırıldı mı?
Anayasa Mahkemesi “süresiz olarak” ibaresini iptal etti; iptal hükmü 30 Eylül 2026’daki yayımdan dokuz ay sonra yürürlüğe girecek. Şu an mevcut düzenleme uygulanır ve kesinleşmiş kararlar kendiliğinden sona ermez.
Çocuk 18 yaşına girince nafaka biter mi?
İştirak nafakası erginlikle sona erer. Eğitimi devam eden çocuğun bakım talebi ayrıca değerlendirilir.
Nafaka davası hangi mahkemede açılır?
Aile mahkemesinde; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesinde açılır.
Nafaka davası için arabulucuya gitmek gerekir mi?
Hayır. Nafaka davaları zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir.
Sonuç
Mahkemece belirlenen nafaka, tarafların koşulları değiştiğinde yeniden değerlendirilebilir. Artırım ve azaltım için mali durumdaki değişiklik veya hakkaniyet; iştirak nafakasında ise durumların önemli ölçüde değişmesi aranır. Yoksulluk nafakası yeniden evlenme veya ölümle kendiliğinden, fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun sona ermesi veya haysiyetsiz hayat sürülmesi hâlinde mahkeme kararıyla kalkar.
Yargıtay uygulamasında artırımın ölçüsü kural olarak ÜFE’dir; gelecek yıllara ilişkin artış ise ancak talep edilirse hükme bağlanabilir. Kararlar kural olarak dava tarihinden itibaren uygulanacağından değişen koşulların zamanında yargıya taşınması önemlidir.
Anayasa Mahkemesinin süresiz nafakaya ilişkin iptal kararı, yoksulluk nafakası rejiminde önemli bir dönüşümün habercisidir. Ancak iptal hükmü henüz yürürlüğe girmemiştir ve mevcut nafakaların akıbeti yapılacak yasal düzenlemeye bağlıdır. Bu geçiş döneminde ödemeleri kendiliğinden durdurmak yerine hukuki yollarla hareket etmek gerekir.
Sönmez Hukuk Bürosu tarafından hazırlanan bu içerik 13 Ekim 2026 tarihindeki mevzuat ve yargı kararlarına göre genel bilgilendirme amacıyla yazılmıştır; hukuki görüş veya sonuç garantisi niteliğinde değildir. Somut bir nafaka uyuşmazlığında önceki kararın, tarafların gelir kayıtlarının ve güncel mevzuatın dosya özelinde incelenmesi gerekir.