Aile Hukuku Nedir? Boşanma, Velayet, Nafaka ve Mal Paylaşımı Rehberi
Aile hukuku; nişanlanma, evlenme, boşanma, eşler arasındaki mal rejimi, velayet, çocukla kişisel ilişki, nafaka, soybağı, evlat edinme ve aile içi şiddete karşı koruma süreçlerini düzenleyen özel hukuk alanıdır.
Aile hukukundaki uyuşmazlıklar yalnızca eşler arasındaki ilişkinin sona ermesiyle sınırlı değildir. Çocukların geleceği, aile konutunun korunması, eşlerin malvarlığı, nafaka yükümlülükleri, kişilik hakları ve yabancı ülkelerde verilen aile hukuku kararlarının Türkiye’de geçerliliği de bu alanın kapsamındadır.
Türkiye’de aile hukukunun temel kaynağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’dur. Aile hukukundan doğan dava ve işlere kural olarak aile mahkemeleri; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise aile mahkemesi sıfatıyla görevlendirilen asliye hukuk mahkemeleri bakar.
Aile Hukuku Hangi Konuları Kapsar?
Aile hukuku kapsamında başlıca şu işlemler ve uyuşmazlıklar yer alır:
Nişanın bozulması ve hediyelerin iadesi,
Evlenme şartları ve evlenme engelleri,
Evliliğin iptali,
Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma,
Maddi ve manevi tazminat,
Tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası,
Velayet ve velayetin değiştirilmesi,
Çocukla kişisel ilişki kurulması,
Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi,
Aile konutu şerhi,
Soybağının reddi ve babalık davası,
Tanıma ve evlat edinme,
6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbirleri,
Yabancı boşanma kararlarının tanınması ve tenfizi.
Her aile hukuku dosyası; tarafların evlilik tarihi, çocukların durumu, malvarlığı, sosyal ve ekonomik koşullar, mevcut deliller ve talep edilen hukuki sonuçlar bakımından ayrı değerlendirilmelidir.
Nişanlanma ve Nişanın Bozulmasının Sonuçları
Nişanlanma, tarafların karşılıklı olarak evlenme vaadinde bulunmasıyla gerçekleşir. Ancak nişanlılık, taraflardan birini evlenmeye zorlamak için dava açma hakkı vermez.
Nişanın haklı bir sebep olmadan bozulması veya taraflardan birine yüklenebilecek bir nedenle sona ermesi hâlinde maddi tazminat gündeme gelebilir. Nişanın bozulması nedeniyle kişilik hakkı ağır şekilde zarar gören taraf, şartları oluştuğunda manevi tazminat da talep edebilir.
Nişanlıların veya ailelerinin birbirlerine verdikleri alışılmışın dışındaki hediyeler, nişan evlilik dışında bir sebeple sona ermişse geri istenebilir. Nişanın sona ermesinden doğan dava hakları, kural olarak sona erme tarihinden itibaren bir yıllık zamanaşımına tabidir.
Evlenme Yaşı ve Evlenme Şartları
Türk Medeni Kanunu’na göre kadın veya erkek, on yedi yaşını doldurmadıkça evlenemez. On yedi yaşını doldurmuş ancak ergin olmamış kişinin evlenmesi için yasal temsilci izni gerekir.
Hâkim; olağanüstü bir durumun ve çok önemli bir sebebin bulunması hâlinde, on altı yaşını doldurmuş kişinin evlenmesine izin verebilir. Bu istisnai bir yoldur ve yalnızca yaşın dolmuş olması evlenme izni için yeterli değildir.
Ayırt etme gücüne sahip olmayan kişiler evlenemez. Üstsoy ile altsoy, kardeşler, amca, dayı, hala veya teyze ile yeğenleri arasında evlilik yasaktır. Önceki evliliği devam eden kişi de yeniden evlenemez.
Evliliğin İptali Davası
Evlenme töreni gerçekleştirilmiş olsa dahi kanunda belirtilen bazı ağır hukuka aykırılıklar mevcutsa evliliğin iptali talep edilebilir.
Mutlak butlan nedenleri arasında eşlerden birinin evlilik sırasında zaten evli olması, sürekli ayırt etme gücünden yoksunluk, evlenmeye engel derecede akıl hastalığı ve yasak derecede hısımlık bulunabilir.
Yanılma, aldatma veya korkutma gibi durumlarda ise nispi butlan gündeme gelebilir. Evliliğin iptali ile boşanma aynı hukuki kurum değildir. Boşanmada geçerli olarak kurulmuş bir evlilik sona erdirilir; iptal davasında ise evliliğin kuruluşunda bulunan hukuki sakatlık incelenir. İptal kararı verilene kadar evlilik, geçerli bir evliliğin sonuçlarını doğurmaya devam eder.
Eşlerin Evlilik İçindeki Hak ve Yükümlülükleri
Evlilikle birlikte eşler arasında evlilik birliği kurulur. Eşler;
Birlikte yaşamak,
Birbirlerine sadık kalmak,
Birbirlerine yardımcı olmak,
Çocukların bakım ve eğitimine birlikte özen göstermek,
Aile giderlerine güçleri oranında katılmak
zorundadır.
Eşlerden birinin çalışmaması, aile giderlerine katkı sağlamadığı anlamına gelmez. Ev işleri, çocukların bakımı veya diğer eşin işinde karşılıksız çalışma da aile birliğine katkı olarak dikkate alınabilir.
Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde boşanma davası açılmadan da aile mahkemesinden müdahale ve gerekli önlemlerin alınması istenebilir.
Aile Konutu Nedir?
Aile konutu, eşlerin aile yaşamlarını sürdürmek amacıyla düzenli şekilde kullandıkları konuttur.
Taşınmaz yalnızca eşlerden birinin adına kayıtlı olsa bile malik eş, diğer eşin açık rızası olmadan aile konutunu devredemez, aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz veya konuta ilişkin kira sözleşmesini sona erdiremez.
Taşınmazın maliki olmayan eş, tapu müdürlüğüne başvurarak aile konutu şerhi konulmasını talep edebilir. Şerh, taşınmazın aile konutu niteliğini üçüncü kişilere açıklayan önemli bir koruma sağlar. Ancak aile konutu koruması yalnızca şerh bulunmasına dayanmadığından, somut olayda taşınmazın gerçek kullanım amacı da araştırılır.
Boşanma Davası Nedir?
Boşanma davası, geçerli şekilde kurulmuş bir evliliğin mahkeme kararıyla sona erdirilmesi amacıyla açılır.
Türk hukukunda boşanma ancak kanunda düzenlenen sebeplerden birine dayanılarak gerçekleşebilir. Tarafların fiilen ayrı yaşamaya başlaması veya evliliğin fiilen sona ermesi, tek başına medeni hâlin değişmesini sağlamaz.
Boşanma davaları anlaşmalı veya çekişmeli olarak yürütülebilir. Her iki dava türünde de boşanma kararının kesinleşmesi gerekir. Kararın verilmiş olması tek başına tarafların nüfus kayıtlarında boşanmış görünmesi için yeterli değildir.
Boşanma Sebepleri Nelerdir?
Türk Medeni Kanunu’nda özel ve genel boşanma sebepleri düzenlenmiştir.
Zina
Eşlerden birinin evlilik devam ederken başka biriyle cinsel ilişki kurması hâlinde diğer eş zina nedeniyle boşanma davası açabilir.
Dava, zina eyleminin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde eylemin gerçekleşmesinden itibaren beş yıl içinde açılmalıdır. Zina eylemini affeden eş bu sebebe dayanarak dava açamaz.
Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
Eşlerden birinin diğerinin hayatına kastetmesi, ağır şiddet uygulaması, eziyet etmesi veya ağır derecede onur kırıcı davranışta bulunması özel boşanma sebebidir.
Bu sebebe dayanan dava da olayın öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde olaydan itibaren beş yıl içinde açılmalıdır. Affeden tarafın dava hakkı bulunmaz.
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
Eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz hayat sürmesi nedeniyle diğer eşten ortak hayatı sürdürmesi beklenemiyorsa boşanma talep edilebilir.
Yalnızca bir ceza soruşturmasının bulunması yeterli değildir. İşlenen fiilin niteliği ve evlilik birliği üzerindeki etkisi somut olay kapsamında değerlendirilir.
Terk
Eşlerden biri evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla ortak konutu terk eder veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmezse terk nedeniyle boşanma gündeme gelebilir.
Ayrılığın en az altı ay sürmesi, durumun devam etmesi ve kanundaki ihtar sürecinin usulüne uygun tamamlanması gerekir. İhtar, ayrılığın dördüncü ayı tamamlanmadan istenemez; ihtarla eşe dönmesi için iki aylık süre tanınır. Diğer eşi evden ayrılmaya zorlayan veya dönmesini engelleyen eş de terk eden eş sayılabilir.
Akıl hastalığı
Eşlerden birinin akıl hastalığı nedeniyle ortak hayat diğer eş açısından çekilmez hâle gelmişse ve hastalığın iyileşmesinin mümkün olmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmişse boşanma davası açılabilir.
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması
Uygulamada en sık başvurulan boşanma sebebi, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek ölçüde temelinden sarsılmasıdır.
Fiziksel veya psikolojik şiddet, hakaret, ilgisizlik, güven sarsıcı davranışlar, ekonomik şiddet, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar, aile müdahalesine sessiz kalma ve ortak yaşamın gerekliliklerini yerine getirmeme gibi birçok olay bu kapsamda değerlendirilebilir.
Mahkeme, tarafların iddia ettiği olayları, olayların ispatlanıp ispatlanmadığını ve tarafların kusur durumlarını birlikte değerlendirir.
Anlaşmalı Boşanma Davası
Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Eşler mahkemeye birlikte başvurabilir veya eşlerden biri tarafından açılan boşanma davası diğer eş tarafından kabul edilebilir.
Tarafların;
Boşanma konusunda,
Velayet konusunda,
Çocukla kişisel ilişki konusunda,
İştirak ve yoksulluk nafakası konusunda,
Maddi ve manevi tazminat konusunda,
Ev eşyası ve diğer mali sonuçlar konusunda
açık bir anlaşmaya ulaşması gerekir.
Anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanması tek başına boşanmayı sağlamaz. Hâkim tarafları bizzat dinlemeli, boşanma iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmeli ve protokolü taraflar ile çocukların menfaatlerine uygun bulmalıdır.
Anlaşmalı boşanma protokolünde nelere dikkat edilmelidir?
Protokolde belirsiz veya ileride uygulanamayacak hükümler bulunmamalıdır. Ödenecek tutarlar, ödeme tarihleri, çocukla görüşme günleri, taşınmaz ve araçların durumu ile karşılıklı feragatler açıkça yazılmalıdır.
“Tarafların birbirinden hiçbir alacağı yoktur” şeklindeki genel ifadeler, ileride mal rejimi, ziynet veya başka alacaklar bakımından tartışmaya neden olabilir. Bu nedenle protokolün her talep yönünden somut biçimde hazırlanması gerekir.
Çekişmeli Boşanma Davası
Taraflar boşanma veya boşanmanın sonuçları konusunda anlaşamıyorsa çekişmeli boşanma davası açılır.
Çekişmeli boşanmada mahkeme;
Boşanma sebebinin gerçekleşip gerçekleşmediğini,
Tarafların kusur oranlarını,
Tazminat ve nafaka şartlarını,
Çocuğun velayetini,
Çocukla kurulacak kişisel ilişkiyi,
Çocuğun bakım ve eğitim giderlerini
inceler.
Çekişmeli boşanma davasında iddiaların olay tarihleri, olayların gerçekleşme biçimi ve delilleriyle birlikte somutlaştırılması gerekir. Yalnızca “geçinemiyoruz” veya “bana kötü davranıyor” şeklindeki genel ifadeler her zaman yeterli olmaz.
Reddedilen Boşanma Davasından Sonra Yeniden Dava Açılması
Boşanma sebeplerinden biriyle açılan davanın reddedilmesi ve ret kararının kesinleşmesinden sonra ortak hayat yeniden kurulamamışsa, kanundaki sürenin dolması üzerine yeniden boşanma talep edilebilir.
7531 sayılı Kanun’la daha önce üç yıl olan bekleme süresi bir yıla indirilmiştir. Buna göre ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl boyunca ortak hayatın yeniden kurulamaması durumunda, eşlerden birinin talebi üzerine boşanma gündeme gelebilir.
Boşanma Davası Nerede Açılır?
Boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme;
Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya
Eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla görev yapan asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Boşanma Davasında Geçici Tedbirler
Boşanma davasının açılmasıyla birlikte hâkim, yargılama süresince gerekli geçici önlemleri kendiliğinden alabilir.
Bu önlemler özellikle;
Eşlerin barınması,
Eşlerin geçimi,
Tedbir nafakası,
Ortak konutun kullanımı,
Çocukların geçici velayeti,
Çocukla kişisel ilişki,
Çocukların bakım ve korunması,
Eşlerin mallarının yönetimi
konularında verilebilir.
Tedbir kararları nihai boşanma kararından önce uygulanabilir. Yargılama devam ederken tarafların ekonomik veya kişisel koşullarının değişmesi hâlinde tedbirlerin değiştirilmesi talep edilebilir.
Boşanma Davasında Deliller
Boşanma davalarında kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:
Tanık anlatımları,
Mesajlar ve elektronik yazışmalar,
Fotoğraf ve video kayıtları,
Hastane ve adli muayene raporları,
Kolluk tutanakları,
Banka ve kredi kartı kayıtları,
Otel ve ulaşım kayıtları,
Sosyal medya paylaşımları,
Ceza soruşturması ve dava dosyaları,
Uzman ve sosyal inceleme raporları.
Deliller hukuka uygun biçimde elde edilmelidir. Hukuka aykırı elde edilen deliller mahkeme tarafından dikkate alınamaz. Bir delilin hukuka uygun olup olmadığı; nasıl elde edildiği, tarafların özel hayatına müdahalenin niteliği ve olayın koşulları çerçevesinde değerlendirilir.
Özellikle eşin telefonuna gizlice casus yazılım yüklemek, hesabına izinsiz girmek veya sürekli biçimde özel alanını kaydetmek ayrıca hukuki ve cezai sorumluluk doğurabilir.
Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat
Boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatleri zarar gören kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu eşten maddi tazminat talep edebilir.
Boşanmaya neden olan olaylar yüzünden kişilik hakları ihlal edilen taraf ise manevi tazminat isteyebilir.
Tazminat miktarı belirlenirken;
Tarafların kusur durumu,
Sosyal ve ekonomik koşulları,
Evliliğin süresi,
İhlalin ağırlığı,
Beklenen menfaatlerdeki kayıp,
Paranın alım gücü
birlikte değerlendirilir. Tazminatın amacı bir tarafı zenginleştirmek veya diğer tarafı cezalandırmak değildir.
Nafaka Türleri Nelerdir?
Aile hukukunda nafaka tek bir türden ibaret değildir.
Tedbir nafakası
Boşanma veya ayrılık davası devam ederken eşin ve çocukların geçiminin sağlanması amacıyla hükmedilebilir.
Tedbir nafakasının değerlendirilmesinde tarafların ekonomik durumları ve ihtiyaçları esas alınır. Kesin boşanma kararı beklenmeden uygulanabilir.
Yoksulluk nafakası
Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek ve kusuru diğer eşten daha ağır olmayan taraf, diğer eşin mali gücü oranında yoksulluk nafakası talep edebilir.
Nafaka yükümlüsünün boşanmadaki kusurlu olması şart değildir. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde irat şeklindeki nafaka kendiliğinden sona erer. Yoksulluğun ortadan kalkması veya kanunda sayılan diğer nedenlerde mahkeme kararıyla kaldırılabilir.
İştirak nafakası
Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine ödeme gücü oranında katılmakla yükümlüdür.
İştirak nafakasının miktarı belirlenirken çocuğun yaşı, eğitimi, sağlık durumu, yaşam koşulları ve anne ile babanın ekonomik güçleri dikkate alınır.
Yardım nafakası
Yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek belirli altsoy, üstsoy ve kardeşler, kanundaki şartların bulunması hâlinde yardım nafakası talep edebilir.
Nafaka Artırılabilir veya Azaltılabilir mi?
Nafakaya hükmedildikten sonra tarafların ekonomik durumları veya ihtiyaçları değişebilir.
Çocuğun okul, sağlık ve yaşam giderlerinin artması, nafaka alacaklısının ihtiyaçlarının değişmesi veya nafaka yükümlüsünün gelirindeki önemli değişiklikler nedeniyle nafakanın artırılması, azaltılması ya da kaldırılması talep edilebilir.
Mahkeme, istem hâlinde nafakanın gelecek yıllarda hangi oranda artırılacağını da karara bağlayabilir.
Boşanmadan Doğan Taleplerde Süre
Evliliğin boşanmayla sona ermesinden doğan dava hakları, kural olarak boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Ancak eşler arasındaki mal rejimi tasfiyesi, ziynet alacağı, tapu veya genel borç ilişkilerine dayanan talepler bakımından farklı süreler gündeme gelebilir. Bu nedenle her talebin hukuki sebebi ve başlangıç tarihi ayrıca belirlenmelidir.
Velayet Nedir?
Velayet; çocuğun bakımı, eğitimi, korunması, temsili ve kişisel gelişimiyle ilgili hak ve yükümlülüklerin bütünüdür.
Evlilik devam ederken anne ve baba velayeti birlikte kullanır. Boşanmada mahkeme, velayetin hangi ebeveyne bırakılacağını belirler. Velayet, anne veya babaya üstünlük sağlayan bir hak değil; çocuğun yararı doğrultusunda kullanılması gereken bir sorumluluktur.
Velayet Kararı Verilirken Nelere Bakılır?
Velayetin belirlenmesinde temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Mahkeme özellikle;
Çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi,
Fiziksel ve duygusal ihtiyaçları,
Anne ve babayla ilişkisi,
Mevcut yaşam düzeni,
Eğitim ve sağlık koşulları,
Ebeveynlerin bakım yeterliliği,
Şiddet, ihmal veya bağımlılık iddiaları,
Kardeşlerin durumu,
Çocuğun olgunluğu ölçüsündeki görüşü
gibi unsurları değerlendirir.
Anne veya babanın yalnızca gelirinin daha yüksek olması, velayetin kendisine verilmesi için yeterli değildir. Çocuğun güvenliği, istikrarlı yaşamı ve duygusal gelişimi ekonomik üstünlükten daha geniş bir değerlendirme gerektirir. Velayet; bakım, eğitim, koruma ve temsil görevlerini içerir.
Velayetin Değiştirilmesi
Velayet kararı kesin ve değişmez bir karar değildir. Karardan sonra meydana gelen önemli değişiklikler çocuğun menfaatini olumsuz etkiliyorsa velayetin değiştirilmesi talep edilebilir.
Velayetin değiştirilmesine neden olabilecek durumlar arasında;
Çocuğun ihmal edilmesi,
Fiziksel veya psikolojik şiddet,
Eğitim ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanmaması,
Diğer ebeveynle kişisel ilişkinin sistematik biçimde engellenmesi,
Çocuğun güvenliğini tehdit eden yaşam koşulları,
Ebeveynin çocuğa fiilen bakmaması
bulunabilir.
Velayetin değiştirilmesi bir ebeveyni cezalandırmak için değil, çocuğun korunması amacıyla değerlendirilir.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulması
Velayet kendisine verilmeyen anne veya baba, çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını talep edebilir.
Görüşme günleri belirlenirken çocuğun okul düzeni, yaşı, sağlık durumu, ebeveynlerin yaşadığı yerler ve çocuğun ihtiyaçları dikkate alınır. Kişisel ilişki, ebeveynin hakkı olduğu kadar çocuğun anne ve babasıyla bağını sürdürebilme hakkıdır.
Şiddet, istismar veya çocuğun güvenliği bakımından ciddi risk varsa kişisel ilişki refakatçi eşliğinde kurulabilir, sınırlandırılabilir veya tamamen kaldırılabilir. 6284 sayılı Kanun kapsamında da kişisel ilişkiye yönelik geçici tedbirler verilebilir.
Çocuk Teslimi ve Görüşme Kararlarının Uygulanması
Velayet ve çocukla kişisel ilişki kararlarının uygulanmaması hâlinde özel usullere başvurulabilir.
Mahkeme kararında belirtilen görüşme düzenine uyulmaması, çocuğun sürekli saklanması veya diğer ebeveynle bağının engellenmesi çocuğun menfaatine göre velayetin yeniden değerlendirilmesine yol açabilir.
Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararlarının uygulanmasında çocuğun fiziksel ve psikolojik güvenliği esas alınır. Mahkeme, kişisel ilişki kararına uyulmamasının velayet bakımından doğurabileceği sonuçları kararında ihtar edebilir.
Çocuğa Nafaka Ne Zamana Kadar Ödenir?
Anne ve babanın bakım yükümlülüğü kural olarak çocuk ergin oluncaya kadar devam eder.
Çocuk ergin olmasına rağmen eğitimi devam ediyorsa anne ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlü olabilir. Erginlikten sonraki nafakanın hukuki niteliği ve talep şekli ayrıca değerlendirilmelidir.
Eşler Arasındaki Mal Rejimi
Eşler arasında kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Eşler, evlenmeden önce veya evlendikten sonra noterde mal rejimi sözleşmesi düzenleyerek kanunda öngörülen başka bir rejimi seçebilir.
Kanunda düzenlenen mal rejimleri şunlardır:
Edinilmiş mallara katılma,
Mal ayrılığı,
Paylaşmalı mal ayrılığı,
Mal ortaklığı.
Edinilmiş mallara katılma rejimi, bir eşin diğer eşin adına kayıtlı bütün malların yarısına doğrudan malik olduğu anlamına gelmez. Tasfiye sırasında edinilmiş mallar, kişisel mallar, borçlar, katkılar ve eklenecek değerler hesaplanarak alacak belirlenir.
Edinilmiş Mal Nedir?
Mal rejiminin devamı sırasında emek karşılığında elde edilen malvarlığı değerleri kural olarak edinilmiş maldır.
Edinilmiş mallara örnek olarak;
Çalışma karşılığı elde edilen gelirler,
Evlilik sırasında maaşla alınan taşınmazlar,
Sosyal güvenlik ödemelerinin ilgili bölümü,
Kişisel malların gelirleri,
Edinilmiş malların yerine geçen değerler
gösterilebilir.
Bir malın yalnızca eşlerden birinin adına kayıtlı olması, o malın otomatik olarak kişisel mal olduğu anlamına gelmez. Malın hangi tarihte ve hangi kaynakla edinildiği araştırılır.
Kişisel Mal Nedir?
Kişisel mallar genel olarak şunlardır:
Evlilikten önce sahip olunan mallar,
Miras yoluyla kazanılan mallar,
Bağış yoluyla edinilen mallar,
Kişisel kullanıma özgü eşyalar,
Manevi tazminat alacakları,
Kişisel malların yerine geçen değerler.
Kişisel bir malın edinilmiş maldan yapılan ödemelerle değer kazanması veya borcunun ödenmesi hâlinde değer artış payı ya da denkleştirme talepleri gündeme gelebilir.
Mal Rejimi Ne Zaman Sona Erer?
Mal rejimi;
Eşlerden birinin ölümü,
Başka bir mal rejiminin kabul edilmesi,
Boşanma veya evliliğin iptali davası,
Mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçilmesi
gibi nedenlerle sona erebilir.
Boşanma veya iptal hâlinde mal rejimi, kural olarak dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Ancak tasfiyenin yapılabilmesi için boşanma kararının sonucu önem taşır.
Ziynet Eşyaları ve Düğün Takıları
Düğünde takılan altın ve diğer ziynet eşyalarının kime ait olduğu; takının niteliği, kime takıldığı, yerel adet iddiası, tarafların anlaşması ve somut deliller çerçevesinde değerlendirilir.
Ziynet alacağı, mal rejiminin tasfiyesiyle tamamen aynı hukuki talep değildir. Düğün videosu, fotoğraf, takı listesi, kuyumcu kayıtları ve tanık anlatımları önem taşıyabilir.
Ziynetlerin bozdurularak ev, araç veya başka mal alınmasında kullanıldığı ileri sürülüyorsa paranın kullanıldığı yer ve iade edilmek üzere verilip verilmediği ayrıca ispatlanmalıdır.
Soybağı Nasıl Kurulur?
Çocuk ile anne arasındaki soybağı doğumla kurulur.
Çocuk ile baba arasındaki soybağı ise;
Anneyle evlilik,
Tanıma,
Hâkim kararı
yoluyla kurulabilir. Soybağı evlat edinme yoluyla da meydana gelir.
Soybağının Reddi Davası
Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası bakımından kanuni babalık karinesi bulunur.
Koca veya kanunda dava hakkı tanınan kişiler, şartları oluştuğunda soybağının reddi davası açabilir. Bu davalarda taraf sıfatı, süreler, DNA incelemesi ve çocuğun menfaatleri önemlidir.
Soybağı davalarında hâkim maddi olguları kendiliğinden araştırabilir. Taraflar ve üçüncü kişiler, sağlık bakımından tehlike oluşturmayan gerekli incelemelere katlanmakla yükümlü olabilir.
Babalık Davası
Çocuk ile baba arasındaki soybağı evlilik veya tanıma yoluyla kurulmamışsa, anne ve çocuk babalık davası açabilir.
Babalığın tespitiyle birlikte çocuk için nafaka; anne bakımından ise doğum giderleri, doğum öncesi ve sonrası geçim giderleri ile gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderler talep edilebilir.
Evlat Edinme
Evlat edinme, mahkeme kararıyla soybağı kuran bir aile hukuku kurumudur.
Bir küçüğün evlat edinilebilmesi için kural olarak evlat edinen tarafından bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olması gerekir. Evlat edinme küçüğün yararına olmalı ve evlat edinenin diğer çocuklarının yararlarını hakkaniyete aykırı biçimde zedelememelidir.
Eşlerin birlikte evlat edinmesinde evlilik süresi veya yaş şartları; tek başına evlat edinmede ise yaş ve diğer özel koşullar değerlendirilir. Evlat edinilen ile evlat edinen arasında en az on sekiz yaş farkı bulunması gerekir. Ayırt etme gücüne sahip çocuğun rızası da önemlidir.
Aile İçi Şiddet ve 6284 Sayılı Kanun
6284 sayılı Kanun; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarının korunmasını amaçlar.
Kanun kapsamında şu tedbirler verilebilir:
Şiddet uygulayanın ortak konuttan uzaklaştırılması,
Mağdura, konuta, okula veya işyerine yaklaşmama,
Telefon ve diğer iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme,
Hakaret, tehdit ve küçük düşürücü davranışlarda bulunmama,
Silahların kolluğa teslimi,
Ortak konutun korunan kişiye tahsisi,
Çocukla kişisel ilişkinin sınırlandırılması,
Geçici velayet ve nafaka tedbirleri,
Aile konutu şerhi,
Uygun durumlarda işyeri veya yerleşim yeri değişikliği.
Koruyucu tedbirlerin hızlı biçimde alınabilmesi için şiddetin gerçekleştiğine ilişkin kesin ceza mahkûmiyeti aranmaz. Tedbir kararının ihlali ayrıca zorlama hapsi sonucunu doğurabilir.
6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirler, boşanma davasından bağımsız olarak talep edilebilir. Şiddet mağdurunun mutlaka evli olması veya şiddet uygulayanla aynı konutta yaşaması gerekmez.
Yabancılık Unsuru Taşıyan Aile Hukuku Davaları
Eşlerden birinin yabancı ülke vatandaşı olması, evliliğin yurt dışında yapılması, tarafların farklı ülkelerde yaşaması veya yabancı mahkeme kararı bulunması hâlinde milletlerarası özel hukuk kuralları uygulanır.
Yabancılık unsuru taşıyan dosyalarda;
Evlenme ehliyeti,
Evliliğin şekli,
Boşanma sebepleri,
Nafaka,
Velayet,
Mal rejimi,
Soybağı,
Evlat edinme
bakımından uygulanacak hukuk ayrı ayrı belirlenebilir.
MÖHUK’a göre boşanma ve ayrılıkta öncelikle eşlerin müşterek millî hukuku; farklı vatandaşlık hâlinde müşterek mutat mesken hukuku, bunun bulunmaması hâlinde Türk hukuku gündeme gelir. Geçici tedbirlere ise Türk hukuku uygulanır.
Yabancı Boşanma Kararı Türkiye’de Geçerli midir?
Yabancı bir ülkede verilen boşanma kararının Türkiye’de kendiliğinden bütün hukuki sonuçları doğurduğu kabul edilmemelidir.
Kararın niteliğine göre nüfus siciline tescil, tanıma veya tenfiz işlemi gerekebilir. Tanıma, yabancı kararın kesin hüküm etkisinin Türkiye’de kabul edilmesini; tenfiz ise kararın icra edilebilir hâle gelmesini sağlar.
Yabancı kararın kesinleşmiş olması, savunma hakkına uyulması ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması gibi koşullar değerlendirilir. Aile hukukuna ilişkin yabancı kararların tanıma ve tenfizi aile mahkemelerinin görev alanındadır.
Aile Mahkemesinde Uzman İncelemesi
Aile mahkemelerinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı gibi uzmanların inceleme ve değerlendirmelerinden yararlanılabilir.
Özellikle velayet, kişisel ilişki, çocuğun yaşam koşulları ve şiddet iddialarında sosyal inceleme raporu hazırlanabilir. Rapor mahkeme bakımından önemli bir delil olmakla birlikte hâkimi tek başına bağlamaz; dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Aile Hukuku Avukatının Rolü
Aile hukuku avukatının görevi yalnızca boşanma dilekçesi hazırlamak değildir.
Dosyanın niteliğine göre;
Boşanma sebebinin doğru belirlenmesi,
Kusur vakıalarının somutlaştırılması,
Hukuka uygun delillerin toplanması,
Geçici velayet ve tedbir nafakası talep edilmesi,
Aile konutunun korunması,
Malvarlığı kaçırma riskine karşı tedbir değerlendirilmesi,
Anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması,
Mal rejimi ve ziynet taleplerinin belirlenmesi,
Çocuğun üstün yararına uygun velayet düzeni kurulması,
Koruma ve uzaklaştırma kararlarının alınması,
Yabancı kararların Türkiye’de tanınması
gerekebilir.
Aile hukukundaki işlemler kişilik hakları, çocukların geleceği ve önemli malvarlığı sonuçları doğurduğundan, ilk dilekçeden önce bütün taleplerin birlikte planlanması önemlidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Anlaşmalı boşanma için evliliğin ne kadar sürmesi gerekir?
Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Bir yıl dolmadan tarafların anlaşması, doğrudan anlaşmalı boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir.
Boşanma davası açılınca evden çıkmak hak kaybı yaratır mı?
Ortak konuttan ayrılmak tek başına bütün hakların kaybedilmesine neden olmaz. Ayrılmanın sebebi, şiddet veya güvenlik riski bulunup bulunmadığı ve terk hükümlerinin şartları ayrıca değerlendirilir.
Boşanmada çocuk her zaman anneye mi verilir?
Hayır. Kanunda annenin otomatik olarak üstün tutulduğuna ilişkin bir kural yoktur. Velayet çocuğun üstün yararına göre belirlenir.
Geliri olmayan eş velayeti alabilir mi?
Gelir bulunmaması tek başına velayete engel değildir. Çocuğun bakım, eğitim, güvenlik ve duygusal ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı bütün koşullarla birlikte incelenir.
Nafaka ödenmezse ne yapılabilir?
Birikmiş nafaka alacağı için icra takibi başlatılabilir. Nafaka kararına rağmen ödeme yapılmaması hâlinde, şartları oluştuğunda icra ceza yaptırımları da gündeme gelebilir.
Çalışan eş yoksulluk nafakası alabilir mi?
Çalışıyor olmak yoksulluk nafakasını otomatik olarak engellemez. Elde edilen gelirin kişiyi boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmekten kurtarıp kurtarmadığı ve tarafların yaşam koşulları değerlendirilir.
Ev eşlerden birinin adına kayıtlıysa diğer eş hak talep edebilir mi?
Tapunun yalnızca bir eş adına kayıtlı olması diğer eşin hiçbir hakkı olmadığı anlamına gelmez. Taşınmazın edinilme tarihi, ödeme kaynağı, mal rejimi ve kişisel mal iddiaları incelenir.
Miras kalan ev boşanmada paylaşılır mı?
Miras yoluyla edinilen taşınmaz kural olarak kişisel maldır. Ancak taşınmazın gelirleri, borçlarının ödenmesi veya değer artışına yapılan katkılar farklı talepler doğurabilir.
Boşanma davası devam ederken çocuk için nafaka alınabilir mi?
Evet. Mahkeme, dava devam ederken çocuk için tedbir nafakası ve geçici velayet kararı verebilir.
Eşin mesajları mahkemeye sunulabilir mi?
Mesajlar olayın ispatına elverişli olabilir. Ancak mesajların nasıl elde edildiği, gerçekliği ve bütünlüğü önemlidir. Hukuka aykırı elde edilen deliller dikkate alınamaz.
Koruma kararı için boşanma davası açılması gerekir mi?
Hayır. 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu ve önleyici tedbirler boşanma davasından bağımsız olarak talep edilebilir.
Sonuç
Aile hukuku; evliliğin kurulmasından sona ermesine, çocukların velayetinden eşlerin malvarlığına kadar birbirinden farklı ve birbiriyle bağlantılı pek çok hukuki konuyu kapsar.
Boşanma davasında yalnızca evliliğin sona ermesi değil; geçici tedbirler, nafaka, tazminat, velayet, çocukla kişisel ilişki ve mal rejimi sonuçları da birlikte planlanmalıdır.
Anlaşmalı boşanma protokolünün eksik hazırlanması, çekişmeli boşanmada olayların somutlaştırılmaması, delillerin hukuka aykırı elde edilmesi veya malvarlığı taleplerinin süresinde ileri sürülmemesi ciddi hak kayıplarına neden olabilir.
Çocuğun bulunduğu dosyalarda anne veya babanın kişisel taleplerinden önce çocuğun güvenliği, gelişimi ve üstün yararı gözetilmelidir. Şiddet veya şiddet tehlikesi bulunan olaylarda ise boşanma davasının sonucu beklenmeden 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler talep edilebilir.
Sönmez Hukuk Bürosu – Avukat Taha Sönmez, Antalya’da anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, velayet, nafaka, mal paylaşımı, ziynet alacağı, aile konutu, soybağı, evlat edinme ve koruma tedbirleri süreçlerinde hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.
Sönmez Hukuk Bürosu
Av. Taha Sönmez
Antalya
0538 014 92 29