Uyuşturucu Kullanma Suçu ve Denetimli Serbestlik

Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma, satın alma, kabul etme ya da kullanmak amacıyla bulundurma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suç tipi, uygulamada en sık karşılaşılan uyuşturucu suçlarından biridir. Özellikle kollukta verilen ilk ifade, ele geçirilen maddenin miktarı, maddenin bulunduğu yer, kişinin kullanım geçmişi, tahlil sonuçları, arama ve el koyma işlemleri ile denetimli serbestlik süreci dosyanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Uyuşturucu kullanma suçu bakımından kanun koyucu, doğrudan cezalandırma yerine bazı şartlarda kişiye tedavi ve denetimli serbestlik imkânı tanıyan özel bir sistem öngörmüştür. Bu nedenle TCK 191 kapsamındaki dosyalar, klasik ceza soruşturması mantığından farklı olarak; kamu davasının açılmasının ertelenmesi, denetimli serbestlik yükümlülükleri, tedavi tedbiri, ihlal hâlleri ve kovuşturmaya yer olmadığı kararı gibi kendine özgü aşamalar içerir.

Bu makalede, uyuşturucu kullanma suçunun unsurları, cezası, soruşturma süreci, denetimli serbestlik uygulaması, ihlal hâlleri ve konuya ilişkin Yargıtay kararları açıklanmaktadır.

Uyuşturucu Kullanma Suçu Nedir?

TCK 191’e göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden, bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında bu madde kapsamında işlem yapılır.

Bu suç bakımından önemli olan husus, maddenin ticaret amacıyla değil, kişisel kullanım amacıyla elde bulundurulmasıdır. Kullanma amacıyla bulundurma ile uyuşturucu madde ticareti arasındaki ayrım, uygulamada her zaman kolay değildir. Bu ayrım yapılırken yalnızca ele geçirilen maddenin miktarına bakılmaz. Maddenin paketlenme biçimi, ele geçirildiği yer, kişinin üzerinde hassas terazi veya paketleme materyali bulunup bulunmadığı, para hareketleri, iletişim kayıtları, tanık beyanları ve olayın genel oluş şekli birlikte değerlendirilir.

Örneğin, bir kişinin üzerinde az miktarda uyuşturucu madde bulunması tek başına kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılmasını gerektirebilir. Buna karşılık çok sayıda küçük paket hâlinde madde bulunması, farklı kişilerle uyuşturucu teminine ilişkin iletişim kurulması veya satışa işaret eden para hareketlerinin tespit edilmesi hâlinde olay uyuşturucu madde ticareti kapsamında değerlendirilebilir.

TCK 191 Kapsamında Suçun Cezası

TCK 191/1 uyarınca kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma ya da kullanma suçunun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır.

Ancak bu suç tipi bakımından uygulamada en önemli mesele cezanın miktarından çok, soruşturma aşamasında uygulanan özel usuldür. Kanun, bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada belirli şartların varlığı aranmaksızın şüpheli hakkında beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesini öngörmektedir.

Bu nedenle ilk kez TCK 191 kapsamında işlem yapılan kişiler bakımından çoğu dosyada doğrudan mahkeme önünde yargılama yapılmaz. Öncelikle savcılık tarafından kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir ve kişi denetimli serbestlik sürecine tabi tutulur.

Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Nedir?

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi, yeterli şüphe bulunmasına rağmen belirli bir süre boyunca kamu davası açılmaması anlamına gelir. TCK 191 bakımından bu karar, genel erteleme kurumundan farklı ve özel bir düzenlemeye dayanır.

Uyuşturucu kullanma suçunda savcı, şüpheli hakkında beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir. Bu karar ile birlikte kişi hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Savcı, şüpheliyi erteleme süresi içinde yükümlülüklere aykırı davranması veya yasakları ihlal etmesi hâlinde doğacak sonuçlar konusunda uyarmalıdır.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı, kişi hakkında kesin bir mahkûmiyet hükmü değildir. Bu karar, kişiye denetimli serbestlik sürecinde yükümlülüklerine uygun davranması hâlinde ceza davası açılmadan dosyanın kapanması imkânı tanır.

Denetimli Serbestlik Nedir?

Denetimli serbestlik, kişinin ceza infaz kurumuna girmeden toplum içinde belirli yükümlülüklere tabi tutulması, takip edilmesi ve gerektiğinde tedavi sürecine yönlendirilmesi anlamına gelir.

TCK 191 kapsamında verilen denetimli serbestlik tedbiri, esasen kişinin uyuşturucu madde kullanımından uzaklaştırılması, yeniden suç işlemesinin önlenmesi ve topluma kazandırılması amacını taşır.

Denetimli serbestlik sürecinde kişiye belirli aralıklarla denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurma, görüşmelere katılma, eğitim programlarına devam etme, tedaviye yönlendirilme, tahlil verme veya belirlenen yükümlülüklere uyma gibi görevler yüklenebilir.

Bu süreçte en kritik mesele, tebligatların doğru yapılması ve kişinin yükümlülüklerinin açık şekilde bildirilmesidir. Çünkü usulsüz tebligat veya kesinleşmemiş karar üzerinden başlatılan denetimli serbestlik işlemleri, ilerleyen aşamada kamu davası açılmasını veya mahkûmiyet hükmü kurulmasını hukuka aykırı hâle getirebilir.

Denetimli Serbestlik Süresi Ne Kadardır?

TCK 191’e göre erteleme süresi beş yıldır. Bu süre içinde şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre, şartlara göre uzatılabilir. Gerekli görülmesi hâlinde kişi denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye de tabi tutulabilir.

Burada beş yıllık erteleme süresi ile denetimli serbestlik süresi birbirine karıştırılmamalıdır. Beş yıl, kamu davasının açılmasının ertelendiği genel süredir. Denetimli serbestlik ise bu erteleme süresi içinde uygulanan özel takip ve yükümlülük sürecidir.

Kişi, erteleme süresi boyunca yükümlülüklere uygun davranır ve yasakları ihlal etmezse, bu sürenin sonunda hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir.

Denetimli Serbestlik İhlali Hangi Hâllerde Oluşur?

TCK 191 kapsamında kişinin erteleme süresi içinde bazı davranışları kamu davası açılmasına neden olabilir. Bunlar genel olarak üç başlık altında toplanabilir:

Birincisi, kişinin kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesidir. Örneğin denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmamak, görüşmelere katılmamak, tedavi programına uymamak veya verilen yükümlülükleri yerine getirmemek bu kapsamda değerlendirilebilir. Ancak burada tek bir eksiklik her zaman “ısrar” anlamına gelmez. Yargıtay uygulamasında, kişinin yükümlülüklere aykırı davranmakta ısrar ettiğinin somut şekilde ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir.

İkincisi, kişinin erteleme süresi içinde yeniden kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurmasıdır.

Üçüncüsü, kişinin erteleme süresi içinde yeniden uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmasıdır.

Bu hâllerden biri gerçekleşirse kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılabilir ve kişi hakkında kamu davası açılabilir.

Tekrar Uyuşturucu Kullanılması Yeni Bir Suç Mu Sayılır?

TCK 191 bakımından önemli konulardan biri, erteleme süresi içinde yeniden uyuşturucu kullanılması veya kullanmak için madde bulundurulması hâlidir.

Kanuna göre erteleme süresi içinde kişinin tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi, bulundurması ya da kullanması ihlal nedeni sayılır. Bu fiil ayrıca yeni ve bağımsız bir soruşturma konusu yapılmaz; erteleme kararının ihlali olarak değerlendirilir.

Ancak daha önce verilen erteleme kararının ihlali nedeniyle kamu davası açılmış ve bu süreç sonuçlanmışsa, sonraki eylemler bakımından farklı hukuki sonuçlar gündeme gelebilir. Bu nedenle aynı kişinin birden fazla TCK 191 dosyası bulunuyorsa, her dosyanın tarihi, erteleme kararının kesinleşme tarihi, ihlal tarihi ve önceki dosyanın sonucu ayrı ayrı incelenmelidir.

Denetimli Serbestlikte Tebligatın Önemi

TCK 191 dosyalarında tebligat son derece önemlidir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı, denetimli serbestlik tedbiri ve yükümlülüklerin kişiye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerekir.

Kişi, hangi yükümlülüklere tabi olduğunu ve yükümlülüklere uymazsa ne sonuçla karşılaşacağını bilmelidir. Bu bildirim yapılmadan veya karar kesinleşmeden denetimli serbestlik işlemlerine başlanması hâlinde, sonradan “ihlal” iddiasıyla kamu davası açılması hukuka aykırı olabilir.

Yargıtay kararlarında da kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik kararlarının şüpheliye tebliğ edilmesi, itiraz süresinin beklenmesi ve karar kesinleştikten sonra denetimli serbestlik infazına başlanması gerektiği vurgulanmaktadır.

Yükümlülüklere Uymamakta Israr Ne Demektir?

Denetimli serbestlik ihlalinde uygulamada en çok tartışılan kavramlardan biri “ısrar” koşuludur.

Kanun, kişinin yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamasını tek başına yeterli görmemiş; buna aykırı davranmakta ısrar edilmesini aramıştır. Bu nedenle kişinin bir kez denetimli serbestlik müdürlüğüne gitmemesi veya tek bir çağrıya uymaması her zaman kamu davası açılması için yeterli olmayabilir.

Kişiye önce yükümlülüğünü yerine getirmediği bildirilmeli, yeniden başvuru veya yükümlülüğe uyma konusunda uyarı yapılmalı ve buna rağmen yükümlülük yerine getirilmezse ısrar koşulu gündeme gelmelidir.

Bu ayrım savunma bakımından son derece önemlidir. Çünkü bazı dosyalarda kamu davası, gerekli tebligat ve uyarılar yapılmadan açılabilmektedir. Böyle bir durumda mahkemenin doğrudan mahkûmiyet hükmü kurması yerine kovuşturma şartının gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirmesi gerekir.

Uyuşturucu Kullanma Suçunda Deliller

TCK 191 dosyalarında delillerin değerlendirilmesi, dosyanın sonucunu doğrudan etkiler. Uyuşturucu maddenin ele geçirilme şekli, arama işleminin hukuka uygunluğu, yakalama tutanağı, üst araması, araç araması, ev araması, el koyma işlemi, laboratuvar raporu, tahlil sonuçları, kamera kayıtları, tanık beyanları ve şüphelinin beyanları birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle arama ve el koyma işlemlerinin usulüne uygun yapılması gerekir. Hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller, ceza yargılamasında tartışma konusu yapılabilir. Bu nedenle kolluk aşamasında düzenlenen tutanaklar, arama kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâl gerekçesi, elkoyma işlemi ve laboratuvar incelemesi dikkatle incelenmelidir.

Ayrıca yalnızca kişinin soyut beyanına dayanılarak mahkûmiyet kurulup kurulamayacağı da somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Uyuşturucu maddenin ele geçirilmediği, teknik tespit bulunmadığı veya dosyada kullanım olgusunu destekleyen yeterli delil olmadığı durumlarda savunma stratejisi farklı kurulmalıdır.

Kullanma Suçu ile Uyuşturucu Ticareti Arasındaki Fark

TCK 191, kullanma amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu düzenler. Uyuşturucu madde ticareti ise TCK 188’de düzenlenmiştir ve çok daha ağır cezai sonuçlar doğurur.

Bu iki suç arasındaki ayrım yapılırken şu kriterler önem taşır:

Ele geçirilen maddenin miktarı,

Maddenin tek parça mı yoksa küçük paketler hâlinde mi bulunduğu,

Hassas terazi, paketleme malzemesi veya satışa işaret eden araçların bulunup bulunmadığı,

Şüphelinin telefon kayıtları ve mesajlaşmaları,

Banka ve para hareketleri,

Maddenin ele geçirildiği yer,

Kişinin ekonomik ve sosyal durumu,

Tanık veya diğer şüpheli beyanları,

Kamera kayıtları ve olayın genel oluş şekli.

Miktar tek başına belirleyici değildir. Az miktarda madde bulunması her zaman kullanma suçu, fazla miktarda madde bulunması ise her zaman ticaret suçu anlamına gelmez. Ancak miktar, diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

Kovuşturma Aşamasında Suç Vasfının TCK 191’e Dönüşmesi

Bazı dosyalarda kişi hakkında başlangıçta uyuşturucu madde ticareti suçundan dava açılabilir. Ancak yargılama sırasında deliller değerlendirildiğinde, eylemin ticaret değil kullanmak amacıyla bulundurma kapsamında kaldığı anlaşılabilir.

Bu durumda TCK 191’in özel düzenlemesi devreye girer. Kovuşturma aşamasında suçun yalnızca TCK 191 kapsamında kaldığı anlaşılırsa, sanık hakkında TCK 191’e özgü hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gündeme gelir.

Bu karar, genel HAGB düzenlemesinden farklıdır. Uyuşturucu kullanma suçuna özgü bu sistemde, CMK 231’deki genel koşulların tamamı aynı şekilde aranmaz. Amaç, soruşturma aşamasında uygulanmamış olan denetimli serbestlik ve tedavi mekanizmasının kovuşturma aşamasında uygulanmasını sağlamaktır.

HAGB Kararı Hangi Hâllerde Açıklanabilir?

TCK 191 kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, genel HAGB kararlarından farklı şekilde değerlendirilir. Bu karar, yalnızca denetim süresi içinde yeniden TCK 191 kapsamındaki uyuşturucu kullanma veya bulundurma fiilinin işlenmesi ya da yükümlülüklere aykırılık hâlinde açıklanabilir.

Örneğin kişi TCK 191 kapsamında HAGB kararı aldıktan sonra denetim süresi içinde başka türden bir suç işlerse, sırf bu nedenle uyuşturucu kullanma suçuna ilişkin HAGB kararının açıklanması doğru değildir. Yargıtay uygulamasında da TCK 191’e özgü HAGB kararının ancak kanunda belirtilen özel ihlal hâllerinde açıklanabileceği kabul edilmektedir.

Erteleme Süresi Sonunda Ne Olur?

Kişi, beş yıllık erteleme süresi boyunca denetimli serbestlik yükümlülüklerine uygun davranır, yasakları ihlal etmez ve yeniden TCK 191 kapsamında bir eylem gerçekleştirmezse, hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir.

Bu durumda kamu davası açılmaz ve dosya ceza yargılamasına dönüşmeden kapanır. Bu nedenle denetimli serbestlik sürecinin dikkatle takip edilmesi, tebligatların kaçırılmaması ve yükümlülüklere uygun davranılması büyük önem taşır.

Uyuşturucu Kullanma Suçunda Avukatın Rolü

Uyuşturucu kullanma suçlarında hukuki değerlendirme yalnızca cezanın ne olacağı meselesinden ibaret değildir. Dosyanın hangi aşamada olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmediği, denetimli serbestlik kararının usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, ihlal iddiasının koşullarının oluşup oluşmadığı, arama ve el koyma işlemlerinin hukuka uygunluğu, delillerin yeterliliği ve suç vasfı ayrı ayrı incelenmelidir.

Özellikle ilk ifade aşaması, dosyanın ilerleyen sürecini etkileyebilir. Şüphelinin hangi suçlamayla karşı karşıya olduğunu, dosyada hangi delillerin bulunduğunu ve beyanlarının hukuki sonuçlarını bilmeden ifade vermesi ciddi riskler doğurabilir.

Müşteki veya suçtan zarar gören taraf bakımından da dosyanın etkin takibi, delillerin sunulması, kamera kayıtlarının istenmesi, tanıkların bildirilmesi ve kararların süresinde takip edilmesi önemlidir.

Yargıtay Kararları

Aşağıda TCK 191 kapsamında uyuşturucu kullanma suçu ve denetimli serbestlik uygulamasına ilişkin önemli Yargıtay kararları özetlenmiştir. Kararlar, uygulamadaki temel sorunların anlaşılması bakımından önem taşımaktadır.

1. TCK 191’e Özgü HAGB Kararı Başka Bir Suç Nedeniyle Açıklanamaz

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2017/7556 E., 2017/7191 K. sayılı kararında; TCK 191 kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, denetim süresi içinde işlenen başka bir suç nedeniyle açıklanamayacağını belirtmiştir. Karara göre, TCK 191’e özgü HAGB kararının açıklanabilmesi için sanığın yeniden uyuşturucu kullanma veya bulundurma fiili işlemesi ya da TCK 191’de belirtilen yükümlülüklere aykırı davranması gerekir.

Bu karar, uyuşturucu kullanma suçunda verilen HAGB kararlarının genel HAGB mantığıyla değil, TCK 191’in özel düzenlemesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

2. Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı Tebliğ Edilmeden Denetimli Serbestlik Başlatılamaz

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2021/7673 E., 2022/8524 K. sayılı kararında; kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının şüpheliye tebliğ edilmesi, itiraz süresinin beklenmesi ve karar kesinleştikten sonra denetimli serbestlik infazına başlanması gerektiğini vurgulamıştır.

Karara göre, karar kesinleşmeden denetimli serbestlik müdürlüğünce gönderilen çağrı yazısı hukuki sonuç doğurmaz. Bu nedenle kesinleşmemiş karara dayalı olarak ihlal kabul edilmesi ve mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır.

3. Erteleme Süresi Dolmuşsa Kovuşturma Şartı Gerçekleşmeyebilir

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2020/11294 E., 2022/11703 K. sayılı kararında; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden itibaren beş yıllık erteleme süresinin dolduğu durumda, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle düşme kararı verilmesi gerektiğini değerlendirmiştir.

Bu karar, TCK 191 dosyalarında tarihlerin ve erteleme süresinin dikkatle incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

4. Önceki Erteleme veya HAGB Kararının Dosyaya Etkisi Araştırılmalıdır

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2019/9075 E., 2022/7510 K. sayılı kararında; sanık hakkında daha önce TCK 191 kapsamında kamu davasının açılmasının ertelenmesi veya HAGB kararı bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirtmiştir.

Kararda, yargılama konusu eylemin daha önceki erteleme kararının ihlali niteliğinde olup olmadığına göre farklı sonuçlar doğacağı açıklanmıştır. Bu nedenle birden fazla TCK 191 dosyası bulunan kişilerde önceki dosyaların tarihleri ve sonuçları mutlaka incelenmelidir.

5. Denetimli Serbestlik İhlali İçin “Israr” Koşulu Somut Olarak Gösterilmelidir

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2016/4447 K. sayılı kararında; kişinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğine dair dosyada yeterli bilgi ve belge bulunmaması hâlinde ihlalden söz edilemeyeceğini değerlendirmiştir.

Bu karar, denetimli serbestlik dosyalarında yalnızca tek bir başvuru eksikliği veya usule aykırı çağrı yazısı ile doğrudan ihlal sonucu çıkarılamayacağını göstermektedir.

6. Usulsüz Tebligata Dayalı Olarak İhlal Kabul Edilemez

Yargıtay 20. Ceza Dairesi, 2017/544 K. sayılı kararında; sanığın bildirdiği ve gerekçeli kararın tebliğ edildiği adres yerine eski adresine çağrı yazısı gönderilmesi hâlinde, bu usulsüz tebligata dayanılarak denetimli serbestlik ihlali kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.

Bu karar, TCK 191 dosyalarında tebligat adreslerinin ve tebliğ işlemlerinin savunma bakımından ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

7. Israr Koşulu Oluşmadan Kamu Davası Açılmışsa Durma Kararı Verilmelidir

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2017/4702 K. sayılı kararında; yükümlülüklere aykırı davranmakta ısrar koşulu oluşmadan kamu davası açılmışsa, mahkemenin doğrudan mahkûmiyet hükmü kurmaması gerektiğini belirtmiştir. Bu durumda kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilmesi ve denetimli serbestlik sürecinin sonucunun beklenmesi gerekir.

8. Kovuşturma Şartı Gerçekleşmemişse Düşme Değil Durma Kararı Gündeme Gelebilir

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2020/20922 E., 2022/9671 K. sayılı kararında; denetimli serbestlik yükümlülüklerine aykırılık iddiası bakımından kovuşturma şartı gerçekleşmemişse, mahkemenin dosyada durma kararı vererek denetimli serbestlik infazının sonucunu beklemesi gerektiğini değerlendirmiştir.

Bu karar, TCK 191 dosyalarında mahkemelerin ihlal iddiasını ve kovuşturma şartını dikkatle incelemesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Sonuç

Uyuşturucu kullanma suçu, uygulamada sık karşılaşılan ancak teknik yönleri güçlü olan bir suç tipidir. TCK 191 kapsamında kamu davasının açılmasının ertelenmesi, denetimli serbestlik, tedavi tedbiri, ihlal hâlleri, HAGB ve kovuşturmaya yer olmadığı kararı gibi özel kurumlar bulunmaktadır.

Bu nedenle uyuşturucu kullanma suçu dosyalarında yalnızca ele geçirilen madde miktarına veya kişinin ifadesine bakılarak değerlendirme yapılması yeterli değildir. Arama ve el koyma işlemleri, tebligatlar, denetimli serbestlik çağrıları, ihlal iddiası, önceki dosyalar, erteleme süresi ve Yargıtay uygulaması birlikte incelenmelidir.

Sönmez Hukuk Bürosu – Avukat Taha Sönmez, Antalya’da ceza soruşturması, uyuşturucu suçları, ifade süreci, denetimli serbestlik, adli kontrol, tutukluluk ve ceza davası süreçlerinde hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Sonraki
Sonraki

Tutuklama, Adli Kontrol ve Tutukluluğa İtiraz