İş Kazası, İşverenin Sorumluluğu ve Tazminat Hakları

İş kazası, yalnızca fabrikada yaşanan ağır yaralanmalardan ibaret değildir. İşyerinde düşme, makineye el veya parmak sıkışması, görev sırasında geçirilen trafik kazası, işverenin sağladığı araçla işe gidip gelirken meydana gelen kaza ve işyeri dışında görevlendirme sırasında yaşanan olaylar da şartları varsa iş kazası sayılabilir.

İş kazasından sonra yapılan ilk işlemler, ileride doğabilecek SGK ve tazminat haklarını doğrudan etkiler. Olayın sağlık kayıtlarına doğru geçirilmesi, iş kazası bildiriminin yapılması, kamera görüntülerinin ve tanık bilgilerinin korunması, iş göremezlik oranının doğru belirlenmesi bu nedenle büyük önem taşır.

Bu yazıda iş kazasının tanımı, işverenin sorumluluğu, SGK bildirimi, iş kazası tazminatı, maddi ve manevi tazminat talepleri ile izlenebilecek hukuki yollar ele alınmaktadır.

İş Kazası Nedir?

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesine göre iş kazası; Kanunda sayılan durumlardan birinde meydana gelen ve sigortalıyı bedensel veya ruhsal olarak engelli hâle getiren olaydır.

Bir olay şu durumlardan birinde meydana gelmişse iş kazası olarak değerlendirilebilir:

  • Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

  • İşveren tarafından yürütülen iş nedeniyle,

  • İşçinin görevle işyeri dışında başka bir yere gönderildiği sırada,

  • Emziren kadın işçinin süt izni sırasında,

  • İşçinin, işveren tarafından sağlanan araçla işin yapıldığı yere götürülüp getirilmesi sırasında.

Kendi adına ve hesabına çalışan 4/b sigortalıları bakımından da yürütülen iş nedeniyle meydana gelen olaylar iş kazası kapsamında olabilir. Aday çıraklar, çıraklar, stajyerler ve mevzuatta sayılan diğer sigortalı grupları da iş kazası sigortasının kapsamına girebilir.

Hangi Olaylar İş Kazası Sayılabilir?

Her olay kendi koşulları içinde değerlendirilmekle birlikte uygulamada aşağıdaki durumlarla sık karşılaşılır:

  • İşçinin makineye elini veya parmağını sıkıştırması,

  • İnşaattan, iskeleden, merdivenden veya yüksek bir yerden düşmesi,

  • İşyerinde kayarak yaralanması,

  • Elektrik çarpması, yanma, patlama veya zehirlenme,

  • Ağır kaldırma nedeniyle ani biçimde bedensel zarar oluşması,

  • İşyerinde kalp krizi geçirilmesi,

  • Görev sırasında trafik kazası yaşanması,

  • İşverenin sağladığı servis aracında kaza meydana gelmesi,

  • İşverenin talimatıyla başka bir yerde çalışırken yaralanma,

  • İşyerinde saldırıya uğrama veya ruhsal zarara yol açan bir olay yaşanması.

Bir olayın iş kazası sayılması için mutlaka işverenin kusurlu olması gerekmez. İş kazası niteliği, sosyal güvenlik hukuku bakımından olayın 5510 sayılı Kanunda belirtilen koşullarda gerçekleşip gerçekleşmediğiyle ilgilidir. İşverenin maddi veya manevi tazminattan sorumlu tutulması ise ayrıca kusur, zarar ve uygun illiyet bağı yönünden değerlendirilir.

Bu ayrım önemlidir: Bir olay SGK bakımından iş kazası sayılabilir ancak somut olayda işverenin tazminat sorumluluğu bulunmayabilir. Yargı kararlarında da iş kazası nitelendirmesinin tek başına işverenin her durumda sorumlu tutulması için yeterli olmadığı; işverenin kusuru ile zarar arasındaki bağın ayrıca incelenmesi gerektiği belirtilmektedir.

İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülükleri

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca işveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük yalnızca işçiye baret, eldiven veya maske vermekle sınırlı değildir.

İşverenin başlıca yükümlülükleri şunlardır:

  • İşyerindeki riskleri belirlemek ve risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak,

  • Mesleki riskleri önlemek için gerekli teknik ve organizasyonel tedbirleri almak,

  • Çalışana yaptığı işe ve işyerine uygun eğitim vermek,

  • Gerekli kişisel koruyucu ekipmanı sağlamak,

  • Makine, araç ve ekipmanların bakım ve kontrollerini yaptırmak,

  • Alınan tedbirlere uyulup uyulmadığını denetlemek,

  • Çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden yapacağı işe uygunluğunu gözetmek,

  • Acil durum, tahliye ve ilk yardım düzenini kurmak,

  • İş kazalarını kayıt altına almak, incelemek ve bildirmek.

İş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi görevlendirilmiş olması, işverenin sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İşveren, görevlendirdiği uzmanların çalışmalarını takip etmek ve işyerinde gerekli önlemlerin fiilen uygulanmasını sağlamakla yükümlüdür.

İş Kazası Kaç Gün İçinde Bildirilmelidir?

Hizmet sözleşmesiyle çalışan 4/a sigortalıları bakımından işverenin, iş kazasını yetkili kolluk kuvvetlerine derhal; SGK’ya ise kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirmesi gerekir.

Örneğin pazartesi günü gerçekleşen bir iş kazasının, kural olarak en geç perşembe günü SGK’ya bildirilmesi gerekir. Çarşamba günü meydana gelen kazada ise hafta sonu iş günü olarak sayılmadığından bildirim süresi kural olarak pazartesi günü sona erer.

Kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmiş ve işverenin olaydan haberdar olması gecikmişse üç iş günlük süre, olayın öğrenildiği tarihten itibaren değerlendirilebilir. Bildirim, SGK’nın elektronik sistemi üzerinden veya İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirgesi kullanılarak yapılabilir.

İşverenin süresinde bildirim yapmaması idari para cezasına ve SGK tarafından yapılan bazı ödemelerin işverenden tahsiline yol açabilir. Ancak bildirimin yapılmamış olması, olayın gerçekten iş kazası olduğu yönündeki iddiayı tek başına ortadan kaldırmaz.

İş Kazası Geçiren İşçi Ne Yapmalıdır?

İş kazasından sonra öncelik sağlık ve güvenliktir. Bununla birlikte delillerin kısa sürede kaybolabileceği de unutulmamalıdır.

1. Sağlık kuruluşunda olayın iş kazası olduğu belirtilmelidir

Hastaneye veya sağlık kuruluşuna başvurulurken yaralanmanın işyerinde ya da iş nedeniyle meydana geldiği açıkça anlatılmalıdır. Muayene kaydı, adli vaka kaydı, istirahat raporu, reçeteler, görüntüleme sonuçları, ameliyat belgeleri ve sağlık kurulu raporları saklanmalıdır.

Olayın hastane kayıtlarına “iş kazası” yerine sıradan bir yaralanma olarak geçirilmesi, ilerleyen süreçte ispat güçlüğü doğurabilir. Bu nedenle sağlık personeline olayın nerede, ne zaman ve nasıl gerçekleştiği doğru biçimde anlatılmalıdır.

2. Olayın gerçekleştiği yer ve ekipman kayıt altına alınmalıdır

Mümkünse kazanın meydana geldiği alanın, kullanılan makinenin, koruyucu ekipmanın ve mevcut güvenlik tedbirlerinin fotoğrafları alınmalıdır.

İşyerindeki kamera görüntülerinin silinmemesi için gecikmeden yazılı talepte bulunulması veya hukuki koruma yollarına başvurulması gerekebilir. Pek çok işyerinde kamera kayıtları belirli bir süre sonra otomatik olarak silindiğinden bu konuda hızlı hareket edilmelidir.

3. Tanık bilgileri kaydedilmelidir

Kazayı gören veya olaydan hemen sonra işçiye yardım eden çalışanların adları ve iletişim bilgileri önemlidir. Tanıkların daha sonra işten ayrılması veya kendilerine ulaşılamaması ihtimaline karşı bu bilgiler erkenden kaydedilmelidir.

4. İş kazası bildirimi kontrol edilmelidir

İşverenden bildirim yapıldığına ilişkin kayıt istenebilir. İşveren bildirim yapmıyorsa olayın SGK’ya yazılı olarak bildirilmesi ve Kurum incelemesi talep edilmesi gündeme gelebilir.

5. Belgeler ve harcamalar saklanmalıdır

Tedavi giderleri, ilaçlar, ulaşım masrafları, bakım giderleri, çalışılamayan günlere ilişkin kayıtlar ve yapılan diğer harcamalar belgelendirilmelidir. Bu belgeler daha sonra maddi tazminat hesabında önem taşıyabilir.

6. Okunmadan belge imzalanmamalıdır

İşçiye olayın iş dışında gerçekleştiğine, kendi kusuruyla yaralandığına, hiçbir talebi bulunmadığına veya bütün haklarını aldığına ilişkin belgeler imzalatılmak istenebilir.

İçeriği anlaşılmayan veya gerçeği yansıtmayan belgeler hukuki yardım alınmadan imzalanmamalıdır. İşveren tarafından düzenlenen tek taraflı bir tutanak, olayın gerçek oluş biçimini kesin olarak belirlemez; ancak ilerleyen süreçte işçi aleyhine kullanılabilir.

İşveren İş Kazasını Bildirmezse Ne Olur?

İşverenin hastaneye olayın iş kazası olmadığını söylemesi veya SGK bildiriminden kaçınması uygulamada karşılaşılan sorunlardan biridir. İşverenin tek taraflı beyanı, olayın hukuki niteliğini kesin olarak belirlemez.

İşçi; sağlık kayıtları, tanık anlatımları, kamera görüntüleri, mesajlar, vardiya kayıtları, işyeri giriş-çıkış kayıtları ve diğer delillerle SGK’ya başvurabilir. Kurum tarafından yapılacak inceleme sonucunda olayın iş kazası olup olmadığı değerlendirilebilir.

Uyuşmazlığın çözülememesi hâlinde iş kazasının tespiti davası açılması gerekebilir. İş kazasının tespiti ile işverenden talep edilecek maddi ve manevi tazminatlar birbirinden farklı hukuki konular olmakla birlikte aynı olayın sonuçlarıdır.

İşçinin sigortasız veya kayıt dışı çalıştırılması da olayın iş kazası niteliğini ve işçinin haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak böyle bir durumda çalışma ilişkisinin ve sigortalılığın ayrıca ispatlanması gerekebilir.

SGK’nın İş Kazası Nedeniyle Sağladığı Haklar

SGK’nın iş kazası sigortasından yararlanılması için kural olarak belirli bir prim günü şartı bulunmaz. Sigortalı, işe başladığı ilk gün dahi iş kazası geçirebilir.

İş kazası sigortası kapsamında sağlanabilecek başlıca haklar şunlardır:

  • Geçici iş göremezlik ödeneği,

  • Sürekli iş göremezlik geliri,

  • Ölüm geliri,

  • Hak sahiplerine evlenme ödeneği,

  • Cenaze ödeneği.

Geçici iş göremezlik ödeneği

Geçici iş göremezlik ödeneği, yetkili hekim veya sağlık kurulu tarafından verilen istirahat raporuna bağlı olarak çalışılamayan süre için ödenir.

SGK uygulamasına göre iş kazası hâlinde ayakta tedavide günlük kazancın üçte ikisi, yatarak tedavide ise yarısı üzerinden ödeme yapılır. İş kazasında geçici iş göremezlik ödeneği bakımından hastalık sigortasında olduğu gibi belirli bir prim günü şartı aranmaz.

Sürekli iş göremezlik geliri

İş kazası nedeniyle meslekte kazanma gücünün en az yüzde 10 oranında azaldığının SGK Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi hâlinde sürekli iş göremezlik geliri bağlanması gündeme gelebilir.

Sürekli iş göremezlik oranı ile mahkeme tarafından tazminat hesabında değerlendirilen bedensel zarar veya maluliyet oranı aynı kavramlar değildir. Bu oranların farklı mevzuatlara göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekebilir.

SGK tarafından yapılan ödemeler ile işverenden talep edilecek maddi ve manevi tazminatlar da birbirinden farklı hukuki haklardır.

İş Kazası Nedeniyle Hangi Tazminatlar İstenebilir?

İş kazası nedeniyle işverenin sorumluluğunun koşulları oluşmuşsa işçi maddi ve manevi tazminat talep edebilir.

İşçinin ölümü hâlinde ise destekten yoksun kalan yakınların ve kişilik hakları zarar gören aile bireylerinin talepleri gündeme gelebilir.

Maddi tazminat

Maddi tazminatın kapsamı somut olayın sonuçlarına göre belirlenir. Başlıca zarar kalemleri şunlardır:

  • Geçici iş göremezlik nedeniyle oluşan kazanç kaybı,

  • Sürekli iş göremezlik ve çalışma gücü kaybı,

  • Belgelenebilen tedavi, ilaç, yol ve bakım giderleri,

  • Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zarar,

  • Protez, rehabilitasyon ve gelecekte yapılması gereken sağlık giderleri,

  • Ölüm hâlinde cenaze giderleri,

  • Ölüm hâlinde destekten yoksun kalma tazminatı.

Maddi tazminat hesabında işçinin yaşı, ücreti, maluliyet veya sürekli iş göremezlik oranı, tarafların kusur durumu, aktif ve pasif çalışma dönemleri, yaşam beklentisi ve SGK tarafından yapılan ödemeler dikkate alınabilir.

Hesaplama genellikle aktüerya alanında uzman bilirkişi tarafından yapılır. İşçinin gerçek ücretinin bordroda düşük gösterildiği durumlarda yalnızca bordro ücretine bağlı kalınmayabilir. Banka kayıtları, emsal ücret araştırmaları, meslek odası verileri ve tanık anlatımları kullanılabilir.

Manevi tazminat

İş kazası nedeniyle bedensel bütünlüğü zarar gören işçi, olayın ağırlığına göre manevi tazminat talep edebilir. Manevi tazminatın amacı yaşanan acı, elem ve yaşam kalitesindeki olumsuzluğu kısmen gidermektir.

Manevi tazminat belirlenirken şu hususlar değerlendirilebilir:

  • Yaralanmanın niteliği,

  • Tedavi ve iyileşme süreci,

  • Geçirilen ameliyatlar,

  • Kalıcı iz veya engel,

  • İşçinin yaşı,

  • Tarafların kusur oranları,

  • Olayın gerçekleşme biçimi,

  • Tarafların sosyal ve ekonomik durumları.

Ağır yaralanma veya ölüm hâlinde işçinin yakınlarının da somut koşullara göre manevi tazminat talep etmesi mümkün olabilir.

İşçinin Kusurlu Olması Tazminat Hakkını Ortadan Kaldırır mı?

İşçinin kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunması, tazminat hakkını her durumda tamamen ortadan kaldırmaz. İşçinin kusuru tazminat hesabında indirim nedeni olabilir.

Ancak işveren; eğitim vermeme, makine koruyucusu bulundurmama, gerekli ekipmanı sağlamama veya denetim yapmama gibi kendi yükümlülüklerine aykırılığını yalnızca “işçinin dikkatsizliği” savunmasıyla ortadan kaldıramaz.

Kusur incelemesinde işyerinin faaliyet alanını bilen iş güvenliği uzmanları ve teknik bilirkişiler tarafından olayın oluş şekli, alınması gereken önlemler ve tarafların davranışları değerlendirilir.

İşverenin tazminat sorumluluğu bakımından işverenin kusuru ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Üçüncü kişinin ağır kusuru, mücbir sebep veya zarar görenin ağır kusuru bazı durumlarda illiyet bağı yönünden ayrıca değerlendirilebilir.

Asıl İşveren ve Alt İşverenin Sorumluluğu

İş kazasının taşeron veya alt işveren işçisinin başına gelmesi hâlinde yalnızca bordroda görünen işverenin sorumlu olduğu düşünülmemelidir.

Kanuna uygun bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu durumlarda asıl işveren, işyerindeki çalışma koşulları ve iş sağlığı güvenliği yükümlülükleri nedeniyle alt işverenle birlikte sorumlu tutulabilir.

Şantiyeler, fabrikalar, oteller, temizlik ve güvenlik hizmetleri gibi birden fazla işverenin bulunduğu işyerlerinde şu hususlar incelenmelidir:

  • İşçinin emir ve talimatı kimden aldığı,

  • Çalışma alanını kimin yönettiği,

  • İş güvenliği ekipmanlarını kimin sağladığı,

  • Risk değerlendirmesinin kim tarafından yapıldığı,

  • İş sağlığı ve güvenliği koordinasyonunun nasıl sağlandığı,

  • İşin asıl işverenin yürüttüğü işle bağlantısı,

  • Asıl ve alt işveren arasındaki sözleşme.

Trafik Kazası Aynı Zamanda İş Kazası Olabilir mi?

İşçinin işveren tarafından verilen görev sırasında trafik kazası geçirmesi veya işverenin sağladığı araçla işe götürülüp getirilirken yaralanması, şartları varsa iş kazası sayılabilir.

Örneğin işçinin işverenin talimatıyla müşteriye, şantiyeye, depoya veya başka bir işyerine giderken kaza geçirmesi iş kazası kapsamında değerlendirilebilir.

Bu tür olaylarda iş hukuku ve sosyal güvenlik hukukuna ilişkin taleplerin yanında; sürücü, araç işleteni ve zorunlu trafik sigortası yönünden ayrıca tazminat hakları doğabilir.

Aynı olaydan kaynaklanan farklı ödeme ve sorumlulukların birlikte değerlendirilmesi, mükerrer ödeme yapılmaması ve doğru kişilere yönelinmesi bakımından önemlidir.

İş Kazası Davasında Hangi Deliller Kullanılır?

İş kazası davalarında yalnızca işverenin düzenlediği kaza tutanağına bakılmaz. Olayın gerçek oluş biçimini ortaya koyabilecek bütün deliller birlikte değerlendirilir.

Önemli deliller arasında şunlar yer alır:

  • Hastane, ambulans ve adli vaka kayıtları,

  • SGK iş kazası bildirimi ve Kurum inceleme raporu,

  • Kolluk veya savcılık soruşturma evrakı,

  • İşyerindeki kamera görüntüleri,

  • Olay yeri fotoğrafları ve keşif,

  • Tanık anlatımları,

  • Risk değerlendirmesi ve acil durum planları,

  • İş sağlığı ve güvenliği eğitim belgeleri,

  • Kişisel koruyucu donanım teslim kayıtları,

  • Makine bakım ve periyodik kontrol kayıtları,

  • Vardiya, puantaj ve işyeri giriş-çıkış kayıtları,

  • Ücret bordroları ve banka hesap hareketleri,

  • Mesajlar, e-postalar ve işveren talimatları,

  • Maluliyet, kusur ve aktüerya bilirkişi raporları.

Özellikle kamera kayıtları ve dijital veriler kısa süre içinde silinebileceğinden delillerin korunması için gecikmeden işlem yapılmalıdır.

İşveren tarafından kazadan sonra düzenlenen ve işçiye imzalatılan belgelerin gerçeğe uygun olup olmadığı da diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

İş Kazası Davasında Arabuluculuk Zorunlu mudur?

İşçi alacaklarının önemli bir bölümünde dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Ancak 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesinin üçüncü fıkrası, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarını zorunlu arabuluculuk kapsamı dışında bırakmıştır.

Dolayısıyla yalnızca iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davası için dava şartı olarak arabuluculuk zorunlu değildir. Taraflar isterse ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir.

Buna karşılık aynı uyuşmazlıkta kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret veya fazla çalışma alacağı gibi ayrı işçilik alacakları da talep edilecekse bu talepler bakımından zorunlu arabuluculuk kuralları ayrıca değerlendirilmelidir.

İş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında görevli mahkeme kural olarak iş mahkemesidir. Yetkili mahkeme ve davanın yöneltileceği kişiler somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.

İş Kazası Tazminatında Zamanaşımı Ne Kadardır?

İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında uygulamada Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi uyarınca kural olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi kabul edilmektedir.

Bununla birlikte sürenin hangi tarihte başlayacağı her olayda aynı değildir. Bedensel zararın zaman içinde geliştiği, maluliyet oranının sonradan değiştiği veya zararın kapsamının daha sonra belirli hâle geldiği durumlarda zamanaşımının başlangıcı ayrıca tartışılabilir.

Bedensel zararın değişmediği ve kaza tarihinde açıkça ortaya çıktığı durumlar ile zaman içinde gelişen sağlık sorunları aynı şekilde değerlendirilmez.

Kısmi dava, ıslah ve ek dava bakımından zamanaşımı ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Yalnızca düşük bir tutarla dava açılması, sonradan artırılacak bütün alacak yönünden zamanaşımını her durumda kesmeyebilir.

Bu nedenle “on yıl var” düşüncesiyle beklenmemeli; deliller kaybolmadan ve zamanaşımı tartışması doğmadan hukuki süreç başlatılmalıdır.

İş Kazası Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

İş kazası tazminatı için herkese uygulanabilecek sabit bir rakam yoktur. Hesaplama yapılırken özellikle şu unsurlar dikkate alınır:

  • İşçinin yaşı ve bakiye yaşam süresi,

  • Kaza tarihindeki ve güncel ücreti,

  • Gerçek ücretin bordroda eksik gösterilip gösterilmediği,

  • Geçici veya sürekli iş göremezlik oranı,

  • İşçinin ve işverenin kusur oranları,

  • İyileşme ve çalışamama süresi,

  • SGK tarafından bağlanan gelirlerin niteliği,

  • Tedavi ve bakım giderleri,

  • İşçinin gelecekteki çalışma ve kazanç ihtimali,

  • Ölüm hâlinde destek gören kişilerin yaşı ve destek ilişkisi.

İşçinin gerçek ücretinin bordrodan daha yüksek olduğu iddia ediliyorsa banka hareketleri, emsal ücret araştırması, meslek odası verileri ve tanık anlatımları gibi deliller kullanılabilir.

SGK tarafından bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin peşin sermaye değeri de koşulları varsa tazminat hesabında dikkate alınabilir.

Sık Sorulan Sorular

İşveren “iş kazası değil” derse ne olur?

İşverenin olayı iş kazası olarak kabul etmemesi tek başına belirleyici değildir. Sağlık kayıtları, SGK incelemesi, tanıklar, kamera görüntüleri ve diğer delillerle olayın iş kazası olduğu ortaya konulabilir.

İşe yeni başlayan işçi iş kazası haklarından yararlanabilir mi?

Evet. İş kazası sigortasından sağlanan haklar bakımından kural olarak belirli bir prim günü şartı bulunmaz. İşe başlanan ilk gün gerçekleşen olay da koşulları varsa iş kazası sayılabilir.

Sigortasız çalışan işçi tazminat talep edebilir mi?

Sigortasız çalışma, işçinin haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak çalışma ilişkisinin ve olayın iş nedeniyle meydana geldiğinin delillerle ispatlanması gerekebilir.

İş kazasından sonra istifa etmek hakları sona erdirir mi?

İş sözleşmesinin sona ermesi, daha önce meydana gelen iş kazasından doğan SGK ve tazminat haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte imzalanan ibraname, sulh veya ödeme belgeleri somut olarak incelenmelidir.

İşçi kusurluysa tazminat alabilir mi?

İşçinin kusuru tazminat miktarını azaltabilir. Ancak işçinin belirli oranda kusurlu olması, işverenin de iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini ihlal ettiği bir olayda tazminat hakkını mutlaka tamamen ortadan kaldırmaz.

İşveren tedavi masraflarını öderse dava hakkı sona erer mi?

Yalnızca tedavi masraflarının ödenmesi, işçinin bütün maddi ve manevi zararlarının karşılandığı anlamına gelmez. Geçici ve sürekli iş göremezlik, kazanç kaybı, bakım giderleri ve manevi zarar ayrıca değerlendirilmelidir.

İş kazası davası ne kadar sürer?

Süre; SGK incelemesi, maluliyet tespiti, kusur raporu, tanık sayısı ve aktüerya hesabına göre değişir. Kesin bir süre vermek mümkün değildir. Delillerin eksiksiz toplanması sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar.

Sonuç

İş kazası sonrasında yalnızca tedavi sürecine odaklanmak yeterli değildir. Olayın iş kazası olarak kayda geçirilmesi, SGK bildiriminin kontrol edilmesi, delillerin korunması ve maluliyet durumunun doğru belirlenmesi gerekir.

İşverenin gerekli güvenlik önlemlerini almaması hâlinde işçinin maddi ve manevi tazminat hakkı doğabilir. İşçinin ölümü hâlinde yakınları destekten yoksun kalma ve manevi tazminat taleplerinde bulunabilir.

Her olayın çalışma koşulları, tarafların kusuru, sağlık sonuçları ve mevcut delilleri farklı olduğundan hukuki değerlendirme somut dosya üzerinden yapılmalıdır.

Sonraki
Sonraki

İşten Çıkarılan İşçinin Hakları: Kıdem, İhbar, İşe İade ve Arabuluculuk Süreci