İtirazın İptali ve İtirazın Kaldırılması Arasındaki Farklar Nelerdir?


Borçlunun genel haciz yoluyla ilamsız takipte ödeme emrine süresinde itiraz etmesi, takibi kural olarak durdurur. Bu aşamadan sonra alacaklı doğrudan haciz isteyemez. Ancak itiraz, borcu kendiliğinden sona erdirmez ve alacaklının hakkını kesin olarak ortadan kaldırmaz. Alacaklı, itirazı hükümden düşürerek duran takibe devam etmek istiyorsa önünde iki temel yol bulunur: itirazın iptali davası ve itirazın kaldırılması talebi.

Bu iki yol aynı amaca yönelse de aynı hukuki kurum değildir. İtirazın iptali, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesine dayanan ve genel mahkemede genel hükümlere göre görülen bir davadır. İtirazın kaldırılması ise İİK m. 68 ve 68/a’da sınırlı olarak sayılan belgelere dayanılarak icra mahkemesinde yürütülen daha dar bir takip hukuku incelemesidir.

Yanlış yol seçimi; görevsizlik, dava şartı eksikliği, delillerin incelenememesi, altı aylık veya bir yıllık sürenin kaçırılması ve tazminat talebinin kaybedilmesi gibi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle karar, yalnız “hangi yol daha hızlı?” sorusuna göre değil; takip dosyasına, itirazın kapsamına, alacağın kaynağına ve eldeki belgenin hukuki niteliğine göre verilmelidir.

Bu makale, icra ve iflas hukuku eğitim serisinin dördüncü yazısıdır. İnceleme, genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlunun ödeme emrine itirazı üzerine duran takibin devam ettirilmesi ile sınırlandırılmıştır. Kambiyo senetlerine özgü takip, kira alacağı ve tahliye, rehnin paraya çevrilmesi ve iflas yoluyla takipte farklı veya ek hükümler uygulanabilir.

Bu yazıyı okumadan önce: Serinin üçüncü yazısında ödeme emrine itirazın süresi, mercii, borca, faize, yetkiye ve imzaya itiraz türleri açıklanmıştır.

Kısa Cevap

İtirazın iptali davası, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren kural olarak bir yıl içinde, alacağın kaynağına göre görevli ve yetkili genel mahkemede açılır. Alacağın varlığı genel hükümlere göre incelenir; taraflar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun izin verdiği ölçüde sözleşme, fatura, ticari defter, teslim belgesi, banka kaydı, bilirkişi, tanık, yemin ve diğer delillere dayanabilir. Kabul kararı maddi anlamda kesin hüküm oluşturur ve alacaklı duran takibe devam edebilir.

İtirazın kaldırılması ise kural olarak itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden istenir. Bu yolun kullanılabilmesi için alacağın İİK m. 68 veya imzaya itiraz hâlinde m. 68/a kapsamında bir belgeye dayanması gerekir. İcra mahkemesi geniş kapsamlı bir alacak yargılaması yapmaz; belge ve savunmalar kanunun çizdiği dar çerçevede incelenir. Verilen karar, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz.

Kısaca:

  • Geniş delil incelemesi gerekiyorsa: İtirazın iptali davası öne çıkar.

  • Alacak İİK m. 68’deki güçlü ve belirli bir belgeye dayanıyorsa: İtirazın kesin kaldırılması düşünülebilir.

  • Adi senetteki imza açıkça inkâr edilmişse: İtirazın geçici kaldırılması gündeme gelebilir.

  • Belge m. 68’e uygun değilse: İcra mahkemesi alacağın gerçekte var olup olmadığını genel yargılama yaparak tamamlayamaz; itirazın iptali yolu değerlendirilir.

Borçlunun İtirazından Sonra Neden Yeni Bir Başvuru Gerekir?

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte icra dairesi, takip açılırken alacağın gerçekten mevcut olup olmadığını bir mahkeme gibi araştırmaz. Alacaklı takip talebini verir, icra dairesi ödeme emri düzenler ve borçluya tebliğ eder. Borçlu süresinde itiraz ederse İİK m. 66 gereğince takip durur.

Takibin durması, icra dairesinin borçluyu haklı bulduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde alacaklının takip başlatmış olması da alacağın mahkeme kararıyla kesinleştiği anlamına gelmez. İtirazdan sonra uyuşmazlığın hangi derinlikte inceleneceğini, alacaklının seçeceği hukuki yol belirler.

Alacaklı hiçbir işlem yapmazsa duran dosyada haciz aşamasına geçilemez. Takibi devam ettirmek isteyen alacaklı, itirazı ya genel mahkemede iptal ettirmeli ya da kanunun aradığı belge koşulları varsa icra mahkemesinde kaldırtmalıdır. Bu iki başvurunun ortak amacı itirazın takip üzerindeki durdurucu etkisini ortadan kaldırmaktır; fakat izledikleri usul, kabul ettikleri deliller ve doğurdukları sonuçlar farklıdır.

İtirazın İptali ile İtirazın Kaldırılması Bir Bakışta Nasıl Ayrılır?

Karşılaştırma konusuİtirazın iptaliİtirazın kaldırılmasıKanuni dayanakİİK m. 67İİK m. 68, 68/a ve devamıHukuki nitelikGenel hükümlere tabi davaTakip hukukuna özgü sınırlı incelemeBaşvuru merciiAlacağın kaynağına göre görevli genel mahkemeİcra mahkemesiSüreKural olarak itirazın tebliğinden itibaren 1 yılKural olarak itirazın tebliğinden itibaren 6 ayBelge şartıİİK m. 68 belgesi zorunlu değildirİİK m. 68 veya 68/a kapsamındaki belge zorunludurDelil incelemesiGenel hükümlere göre genişKanunda belirtilen belgelerle sınırlı ve darArabuluculukUyuşmazlığın türüne göre dava şartı olabilirGenel mahkeme davası olmadığı için aynı şekilde uygulanmaz; özel takip türü ayrıca incelenirGörevli mahkeme belirlemeAlacağın kira, tüketici, iş, ticaret veya genel borç ilişkisine göre değişirİcra mahkemesiKararın kesin hüküm etkisiMaddi anlamda kesin hüküm oluştururKural olarak maddi anlamda kesin hüküm oluşturmazTakibe etkisiKabul edilirse duran takip devam ederKabul edilirse duran takip devam eder; geçici kaldırmada özel aşamalar vardırTazminatŞartları ve talep varsa icra inkâr veya kötüniyet tazminatıKanundaki şartlar ve talep varsa tazminat; imza itirazında ayrıca para cezası riski

Bu tablo bir başlangıç çerçevesidir. Somut dosyada örneğin kısmi itiraz, yalnız yetkiye itiraz, takipten sonra ödeme, imzaya itiraz, birden fazla borçlu veya zorunlu arabuluculuk bulunması seçimi etkileyebilir.

İtirazın İptali Davası Nedir?

İtirazın iptali davası, alacaklının borçlunun itiraz ettiği takip konusu alacağın varlığını genel hükümler çerçevesinde ispat ederek itirazın iptalini ve duran takibin devamını istediği davadır. Davacı, takip alacaklısı; davalı ise itiraz eden takip borçlusudur.

Bu dava yalnız icra dosyasındaki bir işlemin şeklen kaldırılmasından ibaret değildir. Mahkeme, takip konusu alacağın doğup doğmadığını, muaccel olup olmadığını, ödenip ödenmediğini, zamanaşımı, takas, ayıp, ifa, fesih, temsil ve taraf sıfatı gibi maddi hukuk meselelerini inceler. Verilen kabul veya ret kararı aynı alacak bakımından maddi anlamda kesin hüküm oluşturur.

İtirazın iptali davasının temel şartları nelerdir?

Genel çerçevede şu koşullar aranır:

  1. Usulüne uygun bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır.

  2. Ödeme emri borçluya tebliğ edilmiş olmalıdır.

  3. Borçlu süresinde ve geçerli biçimde itiraz etmiş olmalıdır.

  4. İtiraz nedeniyle takip durmuş olmalıdır.

  5. Dava, takip alacaklısı tarafından itiraz eden takip borçlusuna karşı açılmalıdır.

  6. İtirazın tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre korunmalıdır.

  7. Uyuşmazlığın türüne göre zorunlu arabuluculuk veya başka bir dava şartı varsa yerine getirilmelidir.

  8. Dava konusu, takipte istenen alacak ve itiraz edilen bölümle uyumlu olmalıdır.

Geçerli bir takip bulunmadan veya itiraz nedeniyle duran bir dosya olmadan teknik anlamda itirazın iptali davası açılamaz. Örneğin takip talebi ve ödeme emrinde borcun sebebinin hiç gösterilmemesi, tarafların farklı olması veya davada takip dışındaki başka bir alacağın ileri sürülmesi hukuki yarar ve dava şartları yönünden sorun doğurabilir.

İtirazın iptali davasında hangi mahkeme görevlidir?

Görevli mahkeme, “icra dosyası var” denilerek otomatik biçimde icra mahkemesi veya asliye hukuk mahkemesi olarak belirlenmez. Takip konusu alacağın dayandığı maddi hukuk ilişkisine bakılır.

  • Ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta asliye ticaret mahkemesi,

  • Tüketici işleminden doğan uyuşmazlıkta tüketici mahkemesi,

  • İşçi veya işveren alacağında iş mahkemesi,

  • Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıkta kural olarak sulh hukuk mahkemesi,

  • Özel bir görev kuralı bulunmayan alacakta asliye hukuk mahkemesi

görevli olabilir. Bu liste her dosyanın sonucunu tek başına belirlemez. Tarafların sıfatı, işlemin niteliği ve özel kanunlar birlikte incelenmelidir.

Yetkili mahkeme de genel ve özel yetki kurallarına göre belirlenir. Takibin yapıldığı yer her durumda kendiliğinden yetkili mahkeme değildir. Davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri, haksız fiilin gerçekleştiği yer, geçerli yetki sözleşmesi ve özel kanun hükümleri değerlendirilebilir.

İtirazın iptali davasından önce arabuluculuk gerekir mi?

İtirazın iptali davasında zorunlu arabuluculuk, davanın adından değil alacağın kaynağından belirlenir. Ticari para alacağı, işçilik alacağı, tüketici uyuşmazlığı veya kanunda dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmış başka bir özel hukuk uyuşmazlığı söz konusuysa dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması gerekebilir.

Arabuluculuk son tutanağının bulunmaması dava şartı eksikliği doğurabilir. Ayrıca 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesine göre arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Buna rağmen bir yıllık süre son güne bırakılmamalı; başvuru tarihi, son tutanak ve dava tarihi dosyada birlikte hesaplanmalıdır.

İtirazın Kaldırılması Nedir?

İtirazın kaldırılması, alacaklının genel mahkemeden bir alacak hükmü almadan, kanunun güçlü kabul ettiği belirli belgelere dayanarak icra mahkemesinden borçlunun itirazının takip bakımından etkisiz hâle getirilmesini istemesidir. Amaç, ilamsız icranın hızlı ve basit yapısını korumaktır.

Bu hızın karşılığında inceleme alanı dar tutulmuştur. İcra mahkemesi taraflar arasındaki her türlü maddi vakıayı tanık, keşif ve kapsamlı bilirkişi incelemesiyle çözen genel bir alacak mahkemesi değildir. Alacak İİK m. 68 veya 68/a kapsamındaki belgeye dayanmıyorsa, dosyada alacağın gerçekten mevcut olduğuna dair başka deliller bulunması itirazın kaldırılması için tek başına yeterli olmayabilir.

İtirazın kaldırılması ikiye ayrılır:

  1. İtirazın kesin kaldırılması: Borca itirazın, İİK m. 68’deki belgeler çerçevesinde kaldırılmasıdır.

  2. İtirazın geçici kaldırılması: Takip dayanağı adi senetteki imzanın borçlu tarafından açıkça inkâr edilmesi hâlinde İİK m. 68/a uyarınca yapılan incelemedir.

İtirazın Kesin Kaldırılması Hangi Belgelerle İstenebilir?

İİK m. 68’in temel çerçevesine göre takip şu belge türlerinden birine dayanmalıdır:

  • Borçlu tarafından imzası ikrar edilmiş ve borç ikrarını içeren senet,

  • İmzası noterlikçe onaylanmış ve borç ikrarını içeren senet,

  • Resmî dairelerin veya yetkili makamların görevleri içinde ve usulüne uygun düzenledikleri makbuz veya belge,

  • Kanunların açıkça İİK m. 68 anlamında belge saydığı özel belgeler.

Belgenin yalnızca yazılı olması yeterli değildir. Belge, takip konusu borcu; taraf, miktar ve borç ikrarı bakımından gerekli açıklıkta göstermelidir. Alacağın varlığı, başka bir sözleşmenin yerine getirilmesine, taraflardan birinin tartışmalı edimine, ayrıntılı hesaplaşmaya veya kapsamlı bilirkişi incelemesine bağlıysa icra mahkemesinin sınırlı incelemesi yeterli olmayabilir.

Noterde düzenlenen her sözleşme m. 68 belgesi midir?

Hayır. Noterlik işlemi belgenin şekli ve imzası bakımından güçlü sonuçlar doğurabilir; fakat her noter sözleşmesi kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarı içermez. İki tarafa borç yükleyen bir sözleşmede alacaklının kendi edimini yerine getirip getirmediği tartışmalıysa, yalnız noterlikte düzenlenmiş olması itirazın kaldırılması için yeterli sayılmayabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/(23)6-463 E., 2022/420 K. sayılı ve 30.03.2022 tarihli kararında, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki aylık ödeme hükmü incelenmiş; sözleşmenin karşılıklı edimler içermesi ve alacağın genel yargılamayı gerektirmesi nedeniyle belgenin somut olayda İİK m. 68 anlamında yeterli borç ikrarı oluşturmadığı kabul edilmiştir.

Fatura, cari hesap ekstresi veya banka kaydı tek başına yeterli midir?

Fatura, ticari defter, cari hesap ekstresi, teslim belgesi ve banka kaydı itirazın iptali davasında önemli deliller olabilir. Ancak bunların her biri kendiliğinden İİK m. 68 belgesi sayılmaz. Özellikle alacaklının tek taraflı düzenlediği fatura veya hesap özeti, borçlunun açık kabulünü içermiyorsa itirazın kesin kaldırılmasına elverişli olmayabilir.

Belge paketinin bütünü değerlendirilmelidir. Borçlunun imzasını taşıyan mutabakat, teslim ve kabul belgesi, noter onaylı borç ikrarı veya kanunun özel olarak belge niteliği tanıdığı kayıtlar sonucu değiştirebilir. “Elimde fatura var, mutlaka itiraz kaldırılır” yaklaşımı güvenli değildir.

Borçlu kesin kaldırma incelemesinde nasıl savunma yapabilir?

Borçlu, alacaklının dayandığı belgenin İİK m. 68 koşullarını taşımadığını; takipteki alacakla belge arasında uyum bulunmadığını; borcun ödendiğini, ertelendiğini veya zamanaşımına uğradığını ileri sürebilir. Ancak icra mahkemesinde borçlunun savunmasını ispat araçları da kanuni sınırlamalara tabidir.

İcra mahkemesi, taraflar arasındaki bütün ticari ilişkiyi genel mahkeme gibi yeniden kurmaz. Ödeme, ibra veya vade uzatımı gibi savunmaların hangi nitelikte belgeyle ispatlanabileceği dosyaya göre değerlendirilir. Savunmanın tanık dinlenmesini, kapsamlı keşfi veya maddi hukuk yargılamasını gerektirmesi, uyuşmazlığın genel mahkemede çözülmesi gerektiğini gösterebilir.

İtirazın Geçici Kaldırılması Ne Zaman Gündeme Gelir?

Takip, borçlunun imzasını taşıdığı ileri sürülen adi bir senede dayanıyor ve borçlu ödeme emrine itiraz ederken imzayı ayrıca ve açıkça inkâr ediyorsa, alacaklı itirazın geçici kaldırılmasını isteyebilir. Buradaki inceleme borcun bütün maddi sebeplerinden önce imzanın borçluya ait olup olmadığı üzerinde yoğunlaşır.

İcra mahkemesi imza incelemesi yapar; tarafların karşılaştırmaya elverişli imzalarını getirir, gerektiğinde bilirkişi incelemesine başvurur ve borçluyu duruşmada hazır bulunmaya çağırabilir. Borçlunun haklı mazereti olmaksızın incelemeye esas imza vermekten veya duruşmaya katılmaktan kaçınması kanunda öngörülen sonuçları doğurabilir.

İmzanın borçluya ait olduğu sonucuna varılırsa itiraz geçici olarak kaldırılır. Alacaklı, geçici haciz isteyebilir; fakat satış aşamasına geçilebilmesi için geçici kaldırmanın kesinleşmesine ilişkin özel sürecin tamamlanması gerekir. Kanunda ayrıca haksız imza inkârına bağlı tazminat ve para cezası sonuçları düzenlenmiştir.

Geçici kaldırmadan sonra borçlu ne yapabilir?

Borçlu, itirazın geçici kaldırılması kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde İİK m. 69’daki borçtan kurtulma davasını açabilir. Kanun, bu davanın dinlenebilmesi için dava konusu alacağın yüzde on beşi oranında teminatın ilk duruşma gününe kadar gösterilmesini arar.

Bu yedi günlük süre, ödeme emrine itiraz süresinden ve alacaklının altı aylık kaldırma süresinden tamamen farklıdır. Borçlu süresinde dava açmaz veya dava kanundaki sonuçlarla reddedilirse geçici kaldırma ve varsa geçici haciz kesinleşebilir. Bu nedenle imzaya itiraz dosyalarında yalnız icra mahkemesi duruşmasına değil, karar sonrasındaki kısa süreye de hazırlıklı olunmalıdır.


İspat ve Delil Bakımından Temel Fark Nedir?

İki yol arasındaki en önemli fark, mahkemenin hangi delilleri ne ölçüde inceleyebileceğidir.

İtirazın iptalinde delil incelemesi

İtirazın iptali davasında alacağın varlığı genel hükümlere göre ispatlanır. Uyuşmazlığın niteliğine ve HMK’nın delil kurallarına göre şunlar değerlendirilebilir:

  • Yazılı sözleşmeler ve ek protokoller,

  • Faturalar, irsaliyeler, teslim ve kabul tutanakları,

  • Banka hareketleri ve ödeme kayıtları,

  • Ticari defter ve kayıtlar,

  • Elektronik yazışmalar ve hukuka uygun dijital deliller,

  • Bilirkişi incelemesi,

  • Keşif,

  • Tanık, yemin ve diğer kanuni deliller.

“Genel hükümler uygulanır” ifadesi, her iddianın her delille ispatlanabileceği anlamına gelmez. Senetle ispat zorunluluğu, delil başlangıcı, ticari defterlerin delil niteliği, hukuka aykırı delil yasağı ve ispat yükü kuralları devam eder.

İtirazın kaldırılmasında delil incelemesi

İtirazın kaldırılmasında başlangıç sorusu, “alacak gerçekte var mı?” olmadan önce “takip, İİK m. 68 veya 68/a kapsamındaki belgeye dayanıyor mu?” sorusudur. Bu eşik geçilemiyorsa icra mahkemesi genel delil yargılaması yaparak eksikliği tamamlayamaz.

Bu nedenle alacaklının elinde çok sayıda belge bulunması değil, doğru nitelikte belgenin bulunması önemlidir. On adet tek taraflı fatura, borçlunun imzasını taşıyan açık bir borç ikrarının yerini her zaman tutmaz. Buna karşılık kanunun aradığı niteliği taşıyan tek bir belge, daha hızlı olan kaldırma yolunu açabilir.

İtirazın İptali Davası Takip Talebiyle Bağlı mıdır?

Evet. İtirazın iptali genel hükümlere göre görülse de icra takibinden bağımsız yeni bir alacak davası değildir. Davanın amacı, belirli bir takipteki belirli itirazı iptal ederek aynı takibin devamını sağlamaktır. Bu nedenle taraflar, borcun sebebi, asıl alacak, faiz türü ve itiraz edilen miktar yönünden takip dosyası ile dava arasında bağ bulunmalıdır.

Takipte ileri sürülmeyen ayrı bir alacak kaleminin, farklı bir borç sebebinin veya başka bir tarafın dava sırasında eklenmesi ciddi usul sorunları doğurabilir. Takip talebinde borcun sebebinin hiç gösterilmemesi de itirazın iptali davasının dinlenebilirliğini etkileyebilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-2076 E., 2020/117 K. sayılı ve 11.02.2020 tarihli kararında, itirazın iptali davalarının takip talebiyle sıkı bağlantısı vurgulanmıştır. Uygulamadaki sonucu, takip hazırlanırken borcun sebebi ve alacak kalemlerinin ileride açılabilecek dava düşünülerek açık yazılması gerektiğidir.



Altı Aylık ve Bir Yıllık Süreler Nasıl Hesaplanır?

İtirazın kaldırılması için altı aylık, itirazın iptali için bir yıllık süre öngörülmüştür. Her iki süre de kural olarak borçlunun ödeme emrine itirazının alacaklıya veya varsa takip vekiline tebliğiyle başlar. Borçlunun ödeme emrine itiraz ettiği gün, tek başına alacaklı yönünden bu sürelerin başlangıcı değildir.

Bu süreler hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece kendiliğinden dikkate alınabilir. Dosyada yalnız UYAP’taki “takip durdu” kaydına bakılmamalı; itiraz dilekçesinin alacaklıya hangi tarihte ve hangi yöntemle tebliğ edildiği incelenmelidir.

İtiraz alacaklıya tebliğ edilmediyse süre hiç başlamaz mı?

Kural, kanuni sürenin tebliğle başlamasıdır. Alacaklı, itiraz kendisine tebliğ edilmeden önce de itirazın iptali veya kaldırılması yoluna başvurabilir; bu başvuru “erken” olduğu gerekçesiyle reddedilmez.

Ancak yalnız “tebliğ yoksa süre sonsuza kadar başlamaz” düşüncesine güvenmek tehlikelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2018/13-602 E., 2019/218 K. sayılı ve 28.02.2019 tarihli kararında, alacaklının aynı itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurmasının, itirazı ve hukuki sonuçlarını öğrendiğini belgelemesi nedeniyle somut olayda tebliğ hükmünde sayılabileceği ve bir yıllık sürenin bu başvuruyla başlayacağı kabul edilmiştir.

Bu kararın pratik sonucu şudur: İtirazın kaldırılması talebi reddedildiğinde veya bu yoldan vazgeçildiğinde, “itiraz bana resmen tebliğ edilmedi” denilerek itirazın iptali davası belirsiz süre ertelenmemelidir.

Altı aylık süre geçirilirse ne olur?

Altı aylık süre geçtikten sonra aynı itiraz için itirazın kaldırılması istenemez. Ancak itirazın iptali için bir yıllık süre henüz dolmamışsa, alacaklı genel mahkemede itirazın iptali davası açmayı değerlendirebilir.

Altı aylık kaldırma süresinin kaçırılması alacağın maddi hukuk bakımından kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez. Buna karşılık aynı alacak için yeniden ilamsız takip yapılması ve mevcut takipten yararlanılması bakımından kanuni sınırlamalar doğar.

Bir yıllık süre geçirilirse ne olur?

Bir yıllık süre geçirildiğinde artık İİK m. 67 anlamında itirazın iptali davasıyla duran takibe devam edilmesi istenemez. Alacak zamanaşımına uğramamışsa alacaklının genel hükümlere göre olağan alacak davası açma hakkı saklı olabilir. Ancak bu dava, eski ilamsız takibi canlandıran itirazın iptali davası değildir; kazanılırsa alınan ilam ayrı bir ilamlı takibe konu edilir.

İİK m. 67’ye özgü icra inkâr tazminatı da sıradan alacak davasında aynı şekilde istenemez. Bu nedenle bir yıllık sürenin kaçırılması yalnız dava başlığını değil, takip devamlılığını ve tazminat imkânını da etkiler.

Alacaklı İki Yoldan İstediğini Seçebilir mi?

Alacak İİK m. 68 veya 68/a kapsamındaki belgeye dayanıyorsa alacaklı, kural olarak itirazın kaldırılması ile itirazın iptali arasında seçim yapabilir. Güçlü belge bulunması alacaklıyı mutlaka icra mahkemesine gitmeye zorlamaz; alacaklı daha geniş ve kesin hüküm doğuran genel mahkeme yolunu da seçebilir.

Belge m. 68 veya 68/a kapsamında değilse gerçek anlamda bir seçim yoktur. İcra mahkemesindeki kaldırma yolu kullanılamayacağından itirazın iptali davası veya koşullarına göre olağan alacak davası gündeme gelir.

Aynı itiraz için iki yolun eş zamanlı ve birbirinden bağımsız biçimde yürütülmesi güvenli değildir. Derdestlik, hukuki yarar ve seçim hakkının kullanılması sorunları doğabilir. Önce kaldırma yoluna başvuran alacaklı, bu yolu bırakarak bir yıllık süre içinde itirazın iptali davasına geçebilir; ancak önceki başvurunun süre üzerindeki etkisi ayrıca hesaplanmalıdır. İtirazın iptali davası açılmışken aynı uyuşmazlık için kaldırma yoluna dönülmesi mümkün olmayabilir.

Dört Uygulama Örneği

Örnek 1: İmzalı borç ikrarı

Borçlu, “A’dan 300.000 TL aldım ve 1 Eylül 2026’da ödeyeceğim” içerikli imzalı belge düzenlemiş; ödeme emrine itirazında imzayı kabul etmiş fakat borcun ödendiğini söylemiştir. Belge açık bir para borcu ikrarı içeriyorsa alacaklı itirazın kesin kaldırılmasını değerlendirebilir. Borçlunun ödeme savunmasını kanunun kabul ettiği nitelikte belgeyle ispatlaması gerekir.

Örnek 2: Teslimi tartışmalı fatura

Satıcı yalnız fatura düzenlemiş; alıcı malın hiç teslim edilmediğini söyleyerek takibe itiraz etmiştir. Teslimin irsaliye, taşıma kayıtları, ticari defter ve tanıklarla araştırılması gerekiyorsa icra mahkemesinin sınırlı incelemesi yeterli olmayabilir. İtirazın iptali davasında alacağın doğumu genel delillerle incelenir.

Örnek 3: Noterlikte yapılan karşılıklı sözleşme

Taraflar noterlikte eser sözleşmesi yapmış; iş sahibi belirli taksitleri ödemeyi, yüklenici ise işi aşamalar hâlinde tamamlamayı üstlenmiştir. İş sahibi eksik ifa savunması yapıyorsa noterlikte düzenlenmiş sözleşme tek başına itirazın kaldırılmasına yetmeyebilir. İşin tamamlanma oranı, ayıp ve mahsup iddiaları genel mahkemede incelenebilir.

Örnek 4: Adi senette imza inkârı

Takip yazılı bir borç senedine dayanmış; borçlu “bu belgedeki imza bana ait değildir” diye açıkça itiraz etmiştir. Alacaklı altı aylık süre içinde itirazın geçici kaldırılmasını isteyebilir. İmza borçluya ait bulunursa geçici kaldırma kararı verilebilir; borçlunun yedi günlük borçtan kurtulma davası süresi ayrıca başlar.

Kararların Takibe ve Taraflara Etkisi Nedir?

İtirazın iptali kabul edilirse

Mahkeme, takip konusu alacağın mevcut olduğuna ve borçlunun itirazının haksız bulunduğuna karar verirse itiraz iptal edilir. Alacaklı, kararın icra edilebilirliği ve kanun yolu durumuna göre duran takipte haciz aşamasına geçebilir. Hüküm, takip konusu alacak bakımından maddi anlamda kesin hüküm oluşturur.

Şartları varsa ve talep edilmişse borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilebilir. Yargıtay uygulamasında bu tazminat için alacağın likit, yani borçlu tarafından miktarı belirlenebilir nitelikte olması önem taşır. Davanın kabulü tek başına her dosyada otomatik tazminat anlamına gelmez.

İtirazın iptali reddedilirse

Ret kararı kesinleştiğinde aynı alacak bakımından kesin hüküm doğar ve alacaklı aynı borcu yeniden dava konusu yapamaz. Alacaklının takipte haksız ve kötüniyetli olduğu ispatlanır ve borçlu talepte bulunursa kötüniyet tazminatı gündeme gelebilir. Yalnız davanın reddedilmesi, alacaklının otomatik olarak kötüniyetli sayılması için yeterli değildir.

İtiraz kesin olarak kaldırılırsa

Takip üzerindeki durma etkisi kalkar ve alacaklı haciz isteyebilir. Kanundaki şartlar ile taraf talebi varsa tazminata hükmedilebilir. Ancak icra mahkemesinin sınırlı incelemeyle verdiği kaldırma kararı, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm değildir. Borçlu, koşulları varsa genel mahkemede menfi tespit veya istirdat yollarına başvurabilir.

İtirazın kaldırılması talebi reddedilirse

Takip durmuş kalır. Ret kararı, alacaklının maddi hukuk bakımından hiçbir alacağı bulunmadığını her durumda kesin hükümle tespit etmez. Bir yıllık süre ve diğer dava şartları korunuyorsa alacaklı itirazın iptali davası açabilir. Ancak kaldırma başvurusunun bir yıllık süreyi başlatmış veya etkilemiş olabileceği unutulmamalıdır.

İcra İnkâr Tazminatı Her İki Yolda da İstenebilir mi?

Her iki yolda da kanunda tazminat hükümleri bulunmaktadır; fakat şartları, inceleme biçimi ve sonuçları aynı değildir. İtirazın iptali davasında alacaklı, borçlunun haksız itirazı nedeniyle icra inkâr tazminatı talep edebilir. Uygulamada alacağın likit olması aranır. Borçlu ise davanın reddi yanında alacaklının takipte haksız ve kötüniyetli olduğunu ispatlayarak kötüniyet tazminatı isteyebilir.

İtirazın kaldırılmasında da tarafların talebi ve kanuni koşullar varsa hükmedilen miktar üzerinden yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminat gündeme gelebilir. İmzaya itirazın geçici kaldırılmasında haksız imza inkârı için ayrıca takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezası öngörülmüştür.

Tazminat talepleri dilekçede açıkça kurulmalı; hangi tutarın esas alınacağı belirlenmelidir. Asıl alacak, işlemiş faiz, itiraz edilen kısım ve davada kabul veya reddedilen miktar birbirinden ayrılmadan genel bir yüzde hesabı yapılmamalıdır. Bu konu serinin sonraki makalesinde ayrıntılı ele alınacaktır.

İtirazın İptali ve Kaldırılmasında En Sık Yapılan Hatalar

Her yazılı belgenin m. 68 belgesi olduğunu sanmak

Fatura, hesap özeti veya iki tarafa borç yükleyen sözleşme önemli delil olabilir; ancak kendiliğinden itirazın kaldırılmasına elverişli belge değildir. Belgenin açık borç ikrarı içerip içermediği incelenmelidir.

Noter belgesini otomatik olarak yeterli kabul etmek

Noter onayı veya düzenleme şekli, belgedeki her hükmü kayıtsız şartsız para borcu ikrarına dönüştürmez. Karşılıklı edimler ve ifa tartışması varsa genel yargılama gerekebilir.

Süreyi borçlunun itiraz tarihinden başlatmak

Altı aylık ve bir yıllık süre kural olarak itirazın alacaklıya tebliğinden başlar. Bununla birlikte alacaklının kaldırma başvurusu gibi itirazı resmen öğrendiğini belgeleyen işlemler süre bakımından sonuç doğurabilir.

Altı aylık süre ile bir yıllık süreyi birbirine karıştırmak

Kaldırma süresi altı ay, iptal süresi bir yıldır. Altı ayın geçmesi her durumda bütün dava yollarının bittiği anlamına gelmez; fakat süreler ayrı ayrı korunmalıdır.

Görevli mahkemeyi icra dosyasına göre seçmek

İtirazın iptali davasında görev, alacağın kaynağına göre belirlenir. Ticaret, tüketici, iş, kira veya genel borç ilişkisi ayrımı yapılmadan dava açılması görevsizlik ve zaman kaybı doğurabilir.

Zorunlu arabuluculuğu atlamak

İtirazın iptali davası ticari, iş, tüketici veya kanunen arabuluculuk kapsamındaki başka bir uyuşmazlıktan doğuyorsa son tutanak dava şartı olabilir. Dava başlığında “itirazın iptali” yazması bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz.

Takipteki alacak ile davadaki talebi değiştirmek

Takipte yer almayan farklı bir borç sebebini veya yeni alacak kalemini itirazın iptali davasına taşımak, davanın takiple bağlı niteliğine aykırılık oluşturabilir.

İtirazın iptali davası açarken kaldırma yolunu da sürdürmek

Aynı itiraz hakkında iki yolu kontrolsüz biçimde eş zamanlı yürütmek derdestlik ve hukuki yarar sorunlarına yol açabilir. Yol değişikliği yapılacaksa önceki dosyanın durumu ve süre etkisi planlanmalıdır.

Geçici kaldırma kararından sonraki yedi günü kaçırmak

İmza itirazı geçici kaldırıldığında borçlunun borçtan kurtulma davası için yedi günlük kısa süresi vardır. Bu süre kanun yolu başvurusuyla karıştırılmamalıdır.

Tazminatı otomatik sanmak

Davayı kazanmak tek başına her zaman icra inkâr tazminatı doğurmaz. Talep, likitlik, haksızlık ve kötüniyet gibi koşullar ayrı ayrı değerlendirilir.

Yol Seçmeden Önce Kontrol Listesi

  • Takip genel haciz yoluyla ilamsız takip mi?

  • Ödeme emri ve borçlunun itiraz dilekçesi dosyadan alındı mı?

  • İtirazın alacaklıya veya vekiline tebliğ tarihi doğrulandı mı?

  • Altı aylık kaldırma ve bir yıllık iptal süreleri ayrı ayrı hesaplandı mı?

  • Borçlu tam mı, kısmi mi; borca mı, imzaya mı, yetkiye mi itiraz etti?

  • Takip talebinde borcun sebebi ve bütün alacak kalemleri açık mı?

  • Alacaklının belgesi İİK m. 68 veya 68/a koşullarını gerçekten taşıyor mu?

  • Belge karşılıklı edim, ayıp, teslim veya hesap incelemesi gerektiriyor mu?

  • İtirazın iptali açılacaksa görevli ve yetkili mahkeme belirlendi mi?

  • Uyuşmazlık dava şartı arabuluculuk kapsamında mı?

  • Takipteki talep ile açılacak davanın taraf, sebep ve miktarı uyumlu mu?

  • İcra inkâr veya kötüniyet tazminatı açıkça talep edilecek mi?

  • Daha önce kaldırma veya iptal başvurusu yapıldı mı; dosya hâlen derdest mi?

  • Takipten sonra yapılan ödemeler ve mahsuplar hesaplandı mı?

  • Kanun yolu ve kararın icrası bakımından güncel parasal sınırlar kontrol edildi mi?

İtirazın İptali ve Kaldırılmasında Avukatın Rolü Nedir?

Bu aşamada avukatın görevi yalnız dava dilekçesi hazırlamak değildir. Önce icra dosyası bir bütün olarak incelenir: takip talebi, ödeme emri, tebligat, itiraz dilekçesi, takibin durmasına ilişkin karar ve taraf işlemleri kronolojik sıraya konur. Altı aylık ve bir yıllık sürelerin başlangıcı belge üzerinden belirlenir.

Ardından alacağın ispat haritası çıkarılır. Belgenin İİK m. 68 veya 68/a niteliği taşıyıp taşımadığı; genel mahkemede hangi delillere dayanılabileceği; görev, yetki ve arabuluculuk koşulları değerlendirilir. Daha hızlı görünen kaldırma yolunun belge yetersizliği nedeniyle reddedilmesi, bir yıllık sürenin de tehlikeye girmesine yol açabileceğinden yol seçimi stratejik önem taşır.

Borçlu yönünden de savunma yalnız “borcum yok” beyanına indirgenmemelidir. Takip dayanağının m. 68 belgesi olup olmadığı, karşılıklı edimler, ödeme ve mahsup, imza, zamanaşımı, faiz, taraf sıfatı ve takip-dava uyumu incelenir. Geçici kaldırma hâlinde yedi günlük borçtan kurtulma davası ve teminat koşulu önceden planlanır.

Yargıtay Uygulamasından Temel İlkeler

İtirazın Kaldırılması İçin Belge Açık Bir Borç İkrarı İçermelidir

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/(23)6-463 E., 2022/420 K. sayılı ve 30.03.2022 tarihli kararında, noterlikte düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki aylık ödeme hükmü değerlendirilmiştir. Sözleşmenin karşılıklı edimler içermesi ve alacağın varlığının genel yargılamayı gerektirmesi nedeniyle somut belgenin İİK m. 68 anlamında itirazın kesin kaldırılmasına yeterli olmadığı kabul edilmiştir.

Kararın pratik sonucu, belgenin adının veya noterlik şeklinin değil; takip konusu para borcunu kayıtsız, şartsız ve belirlenebilir biçimde ikrar edip etmediğinin incelenmesidir.

Kaldırma Başvurusu Bir Yıllık Süreyi Başlatabilir

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2018/13-602 E., 2019/218 K. sayılı ve 28.02.2019 tarihli kararında, itiraz dilekçesi alacaklıya ayrıca tebliğ edilmemiş olsa bile alacaklının aynı itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurması ele alınmıştır. Kurul, bu başvuruyla itirazın içeriği ve sonuçlarının öğrenildiğinin belgelendiğini; somut olayda başvuru tarihinin tebliğ hükmünde sayılarak bir yıllık sürenin başladığını kabul etmiştir.

Kararın pratik sonucu, başarısız kaldırma başvurusundan sonra itirazın iptali davasının resmî tebligat beklenerek geciktirilmemesidir.

İtirazın İptalinde Alacak Genel Hükümlere Göre İncelenir

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/(19)11-757 E., 2022/694 K. sayılı ve 18.05.2022 tarihli kararında, itirazın iptali davasının koşulları; geçerli ilamsız takip, borçlunun itirazı ve bir yıllık süre olarak açıklanmıştır. Mahkemenin alacağın varlığını genel hükümlere göre inceleyeceği, ispat yükünün normal bir alacak davasındaki kurallara tabi olduğu belirtilmiştir.

Kararın pratik sonucu, itirazın iptali davasının icra mahkemesindeki dar belge incelemesinden farklı olarak maddi hukuk uyuşmazlığını kesin hükümle çözen kapsamlı bir dava olmasıdır.

İtirazın İptali Davası Takip Talebiyle Sıkı Bağlantılıdır

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-2076 E., 2020/117 K. sayılı ve 11.02.2020 tarihli kararında, itirazın iptali davasının takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olduğu vurgulanmıştır. Takipte dayanılan borç ve borç sebebi, davanın çerçevesini belirler.

Kararın pratik sonucu, takip talebinin baştan doğru kurulmasıdır. Borcun sebebini belirsiz bırakmak veya takipte dayanılmayan farklı bir alacağı davada ileri sürmek, itirazın iptali davasını riske atabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

İtirazın iptali mi, kaldırılması mı daha hızlıdır?

İtirazın kaldırılması, icra mahkemesindeki sınırlı inceleme nedeniyle genellikle daha hızlı bir yol olarak tasarlanmıştır. Ancak belge m. 68 veya 68/a koşullarını taşımıyorsa bu yolun reddedilmesi toplam süreyi uzatabilir. Hız, doğru belge varsa anlamlıdır.

Elimde noter sözleşmesi varsa mutlaka itirazın kaldırılmasını isteyebilir miyim?

Hayır. Belgenin noterlikte düzenlenmesi tek başına yeterli değildir. Takip konusu para borcunu açık ve koşulsuz biçimde içerip içermediği, karşılıklı edimlerin ve ifanın tartışmalı olup olmadığı incelenmelidir.

Faturaya dayanarak itirazın kaldırılması istenebilir mi?

Fatura tek başına çoğu durumda İİK m. 68 belgesi değildir. Borçlunun imzalı kabulü, hesap mutabakatı veya kanunen özel belge niteliği taşıyan başka bir kayıt bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Aksi hâlde itirazın iptali davası daha uygun olabilir.

İtirazın iptali davasında tanık dinlenebilir mi?

Uyuşmazlığın niteliği ve HMK’nın ispat kuralları izin veriyorsa tanık deliline başvurulabilir. Ancak senetle ispat zorunluluğu bulunan bir işlemde yalnız tanıkla ispat mümkün olmayabilir. Delil başlangıcı ve diğer istisnalar ayrıca incelenir.

İtirazın kaldırılması için arabuluculuğa başvurmak gerekir mi?

İtirazın kaldırılması genel mahkemede açılan bir alacak davası değil, icra mahkemesine yapılan takip hukukuna özgü başvurudur. Bu nedenle itirazın iptalindeki dava şartı arabuluculuk sistemi aynı şekilde uygulanmaz. Ancak kira ve tahliye gibi özel takip türleri ile birleştirilen talepler ayrıca değerlendirilmelidir.

İtirazın iptali davasında arabuluculuk her zaman zorunlu mudur?

Hayır. Zorunluluk alacağın kaynağına bağlıdır. Ticari para alacağı, işçilik alacağı, tüketici uyuşmazlığı veya kanunun kapsama aldığı başka bir uyuşmazlık varsa dava şartı olabilir.

Altı ay geçtiyse alacak tamamen kaybolur mu?

Hayır. İtirazın kaldırılması süresi geçmiş olabilir; ancak bir yıllık itirazın iptali süresi veya zamanaşımı içinde olağan alacak davası imkânı devam edebilir. Her süre ayrı hesaplanmalıdır.

Bir yıl geçtiyse yeniden icra takibi başlatılabilir mi?

İİK m. 67’deki bir yıllık süre geçirildiğinde eski takibe itirazın iptali yoluyla devam edilemez. Ayrıca İİK m. 68’de yeniden ilamsız takibe ilişkin sınırlama bulunur. Alacağın zamanaşımı dolmamışsa genel mahkemede olağan alacak davası ve ardından ilamlı takip ihtimali değerlendirilir.

İtirazın kaldırılması kararı kesin hüküm müdür?

Kural olarak maddi anlamda kesin hüküm değildir. İcra mahkemesi takip hukukuna özgü sınırlı inceleme yapar. Taraflar koşulları varsa genel mahkemede menfi tespit, istirdat veya alacak davası açabilir.

İtirazın iptali kararı kesin hüküm müdür?

Evet. Davada alacağın varlığı genel hükümlere göre incelendiğinden kabul veya ret kararı aynı taraflar arasındaki aynı alacak bakımından maddi anlamda kesin hüküm oluşturur.

Alacaklı önce kaldırma isteyip sonra iptal davası açabilir mi?

Bir yıllık süre korunuyorsa ve usul koşulları sağlanıyorsa önceki kaldırma yolundan vazgeçilerek itirazın iptali davası gündeme gelebilir. Ancak kaldırma başvurusunun süreyi başlatmış sayılabileceği ve derdestlik sorunu doğabileceği için dosyalar birlikte planlanmalıdır.

İmza inkâr edilirse borçlu hemen hacizle karşılaşır mı?

Süresinde imzaya itiraz takibi durdurur. Alacaklı itirazın geçici kaldırılmasını sağlar ve ardından geçici haciz isteyebilir. Satış için geçici kaldırmanın ve varsa borçtan kurtulma davasının sonucuna ilişkin özel süreç tamamlanmalıdır.

Tazminat yüzde 20 olarak otomatik mi verilir?

Hayır. Talep, haksızlık, alacağın likitliği ve kötüniyet gibi koşullar başvurunun türüne göre incelenir. Yüzde yirmi kanundaki alt sınırdır; şartlar oluşmadan yalnız davanın kazanılması tazminat için her zaman yeterli değildir.

Sonuç

İtirazın iptali ve itirazın kaldırılması, borçlunun itirazı üzerine duran ilamsız takibi devam ettirmeye yarayan fakat yapıları tamamen farklı iki hukuki yoldur. İtirazın iptali genel mahkemede, genel delil ve ispat kurallarıyla görülen ve maddi anlamda kesin hüküm doğuran bir davadır. İtirazın kaldırılması ise yalnız İİK m. 68 ve 68/a kapsamındaki güçlü belgelerle icra mahkemesinde yürütülen sınırlı bir takip hukuku incelemesidir.

Yol seçiminin merkezinde belgenin adı değil hukuki niteliği bulunur. Fatura, cari hesap veya noter sözleşmesi her dosyada itirazın kaldırılmasına yeterli değildir. Belge açık ve belirlenebilir bir borç ikrarı taşımıyorsa; teslim, ayıp, ifa, mahsup veya kapsamlı hesap incelemesi gerekiyorsa itirazın iptali davası öne çıkabilir.

Süreler de birbirinden ayrılmalıdır. İtirazın kaldırılması için altı ay, itirazın iptali için bir yıl vardır ve bu süreler kural olarak itirazın alacaklıya tebliğinden başlar. Bununla birlikte alacaklının itirazın kaldırılması için başvurması, Yargıtay uygulamasında somut olaya göre tebliğ hükmünde kabul edilerek bir yıllık süreyi başlatabilir.

Son olarak, itirazın iptali davasında görevli mahkeme ve zorunlu arabuluculuk alacağın kaynağına göre belirlenir; takip ile dava taraf, sebep ve miktar bakımından uyumlu kurulmalıdır. Geçici kaldırmada ise borçlunun yedi günlük borçtan kurtulma davası süresi ve yüzde on beş teminat koşulu ayrıca izlenmelidir.

Sıradaki yazı:İcra İnkâr Tazminatı Nedir? Şartları, Likit Alacak ve Yüzde 20 Oranı

Sönmez Hukuk Bürosu – Avukat Taha Sönmez, Antalya’da ilamsız icra takibi, ödeme emrine itiraz, itirazın iptali ve kaldırılması, alacak tahsili ve icra uyuşmazlıklarının tüm aşamalarında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Somut olayın takip talebi, ödeme emri, tebligat, itiraz dilekçesi, sözleşme ve diğer delilleri incelenmeden hukuki görüş veya sonuç garantisi olarak değerlendirilemez.

Sonraki
Sonraki

Ödeme Emrine İtiraz Nasıl Yapılır? Süre, Yetki, Borca ve İmzaya İtiraz