İcra ve İflas Hukuku

İcra ve iflas hukuku; bir alacağın devletin cebrî icra gücü kullanılarak tahsil edilmesini, borçlunun malvarlığına yönelik işlemleri ve tarafların takip sürecindeki haklarını düzenleyen hukuk alanıdır.

Bir alacağın mevcut olması, her zaman kendiliğinden tahsil edilebileceği anlamına gelmez. Alacağın dayanağı, borcun niteliği, taraflar arasındaki sözleşme, ödeme belgeleri, fatura, çek, senet, mahkeme kararı veya diğer belgeler incelenerek uygun takip yolunun belirlenmesi gerekir.

İcra takiplerinde takip türünün yanlış seçilmesi, yetkisiz icra dairesinde işlem yapılması, sürelerin kaçırılması veya haciz taleplerinin zamanında ileri sürülmemesi alacağın tahsil sürecini uzatabilir. Borçlu bakımından ise ödeme emrinin tebliğinden sonra itiraz ve şikâyet sürelerinin geçirilmesi, takip kesinleştikten sonra haciz işlemleriyle karşılaşılmasına neden olabilir.

Sönmez Hukuk Bürosu, icra ve iflas hukukundan doğan uyuşmazlıklarda alacaklı ve borçlu tarafların hukuki durumunu dosyanın niteliğine göre değerlendirerek takip ve dava süreçlerini yürütmektedir.

İcra Takibi Nedir?

İcra takibi, alacaklının borçludan olan alacağını icra dairesi aracılığıyla tahsil etmek amacıyla başlattığı hukuki süreçtir.

Takibin dayanağına göre farklı icra yolları bulunmaktadır. Başlıca takip yolları şunlardır:

  • İlamsız icra takibi,

  • Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip,

  • İlamlı icra takibi,

  • Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip,

  • Kiralanan taşınmazların tahliyesine ilişkin takipler,

  • İflas yoluyla takip.

Takip yolunun seçimi, alacağın dayanağı ve borçlunun hukuki sıfatına göre yapılmalıdır.

İlamsız İcra Takibi

İlamsız icra takibi, alacaklının elinde mahkeme kararı bulunmadan para veya teminat alacağı için başvurabileceği takip yoludur.

Alacaklı, alacağının dayanağını takip talebinde belirtir ve borçluya ödeme emri gönderilir. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden sonra kanuni süre içinde borca, faize, yetkiye veya imzaya itiraz edebilir.

Süresinde yapılan itiraz, kural olarak takibi durdurur. Alacaklının takibe devam edebilmesi için itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yollarından uygun olanına başvurması gerekebilir.

Kambiyo Senetlerine Özgü İcra Takibi

Çek, bono ve poliçe niteliğindeki kambiyo senetlerine dayalı alacaklarda özel takip yolu uygulanabilir.

Bu takip türünde belgenin kambiyo senedi niteliğini taşıması, şekil şartlarının bulunması, vade, imza, düzenleme tarihi ve borçlu bilgilerinin incelenmesi gerekir.

Borçlunun borca veya imzaya itirazı ile icra müdürlüğü işlemlerine karşı şikâyet yolları, genel haciz yolundaki itirazdan farklı kurallara tabidir.

Bu nedenle çek veya senet icraya konulmadan önce belgenin hukuki niteliğinin değerlendirilmesi önem taşır.

İlamlı İcra Takibi

Mahkeme kararına veya ilam niteliğinde belgeye dayanan alacaklar ilamlı icra yoluyla takip edilebilir.

Mahkeme kararında hüküm altına alınan para, taşınır teslimi, taşınmaz tahliyesi veya başka bir edimin yerine getirilmesi icra dairesinden talep edilebilir.

İlamlı icrada borçlu, mahkeme kararının esasına genel itiraz yoluyla karşı çıkamaz. Ancak borcun ödendiği, ertelendiği, zamanaşımına uğradığı veya icranın geri bırakılması gerektiği gibi iddialar somut olaya göre ileri sürülebilir.

Borca İtiraz

Borçlu, ödeme emrinde talep edilen borcun tamamına veya bir kısmına itiraz edebilir.

İtirazda;

  • Borcun bulunmadığı,

  • Borcun ödendiği,

  • Faiz oranının yanlış olduğu,

  • Takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığı,

  • İmzanın borçluya ait olmadığı,

  • Alacağın zamanaşımına uğradığı

ileri sürülebilir.

İtirazın etkisi, takip türüne göre değişir. İlamsız takipte süresinde yapılan itiraz takibi durdurabilir. Kambiyo takibinde ise başvuru mercii, süre ve itirazın takip üzerindeki etkisi farklıdır.

İtirazın İptali Davası

Borçlunun ilamsız icra takibine itiraz etmesi hâlinde alacaklı, şartları varsa itirazın iptali davası açabilir.

Bu davada mahkeme, alacağın bulunup bulunmadığını inceler. Alacaklı alacağını ispatlarsa itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilebilir.

Şartların oluşması hâlinde borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi de talep edilebilir.

İtirazın iptali davasında sözleşmeler, faturalar, teslim belgeleri, banka kayıtları, yazışmalar, çek ve senetler ile ticari defterler önem taşıyabilir.

İtirazın Kaldırılması

Alacaklının elinde İcra ve İflas Kanunu’nda öngörülen belgelerden biri bulunuyorsa, icra mahkemesinden itirazın kaldırılması talep edilebilir.

İtirazın kaldırılması, itirazın iptali davasından farklı ve daha sınırlı inceleme yapılan bir yoldur.

Başvurulacak yol belirlenirken alacağın dayandığı belgenin niteliği ve kanuni süreler dikkatle incelenmelidir.

Menfi Tespit Davası

Borçlu, borçlu olmadığının tespiti amacıyla menfi tespit davası açabilir.

Bu dava icra takibinden önce veya takip sırasında açılabilir. Ancak davanın açılması, icra takibini her durumda kendiliğinden durdurmaz.

Borçlu, takip konusu borcun bulunmadığını, senedin bedelsiz kaldığını, borcun ödendiğini, imzanın kendisine ait olmadığını veya belgenin hukuka aykırı biçimde kullanıldığını ileri sürebilir.

Menfi tespit davasında ihtiyati tedbir koşulları ayrıca değerlendirilir.

İstirdat Davası

Borçlu olmadığı bir parayı icra tehdidi altında ödeyen kişi, şartları varsa ödediği bedelin geri alınması için istirdat davası açabilir.

İstirdat davasında borcun mevcut olmadığı ve ödemenin icra tehdidi altında yapıldığı ortaya konulmalıdır.

Başvuru süresi ve ispat koşulları bakımından dosyanın ödeme belgeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Haciz İşlemleri

Takibin kesinleşmesinden sonra alacaklı, borçlunun malvarlığına yönelik haciz talebinde bulunabilir.

Haciz işlemleri şu malvarlığı değerlerine yöneltilebilir:

  • Banka hesapları,

  • Maaş ve ücret alacakları,

  • Araçlar,

  • Taşınmazlar,

  • Şirket hisseleri,

  • Üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklar,

  • Taşınır mallar,

  • Kira gelirleri.

Haczedilebilecek mallar ile haczi mümkün olmayan mallar birbirinden ayrılmalıdır. Borçlunun ve ailesinin zorunlu yaşamı için gerekli bazı mal ve haklar kanunen haczedilemeyebilir.

Hacizde ölçülülük ilkesi gözetilmeli ve alacağı aşacak ölçüde haciz uygulanmamalıdır.

Maaş Haczi

Borçlunun maaş veya ücret alacağına haciz konulabilir. Ancak maaşın tamamının haczi kural olarak mümkün değildir.

Nafaka alacakları ve bazı özel alacaklar bakımından farklı uygulamalar gündeme gelebilir.

Borçlunun birden fazla haciz dosyası bulunması hâlinde maaş hacizleri sıraya alınabilir.

Banka Hesaplarına Haciz

Borçlunun banka hesaplarına elektronik haciz uygulanabilir.

Hesapta bulunan paranın tamamının borçluya ait olup olmadığı, hesaba maaş, emekli aylığı veya haczi sınırlı başka bir ödeme yatıp yatmadığı önemlidir.

Üçüncü kişilere ait paraların borçlu hesabında bulunması hâlinde istihkak veya başka hukuki yollar gündeme gelebilir.

Taşınmaz ve Araç Haczi

Borçlu adına kayıtlı araç ve taşınmazlar üzerine haciz konulabilir.

Hacizden sonra satış talep edilmesi, satış giderlerinin yatırılması, kıymet takdiri ve elektronik satış işlemleri takip edilmelidir.

Haciz konulması, malın kendiliğinden satıldığı anlamına gelmez. Satış sürecinde kanuni sürelerin ve usuli işlemlerin yerine getirilmesi gerekir.

Üçüncü Kişilerdeki Hak ve Alacakların Haczi

Borçlunun başka kişilerde bulunan alacakları haciz ihbarnamesi yoluyla takip edilebilir.

Örneğin borçlunun;

  • Bankadaki parası,

  • İşverendeki maaşı,

  • Kiracıdaki kira alacağı,

  • Müşterideki ticari alacağı

üçüncü kişi nezdinde haczedilebilir.

Haciz ihbarnamesini alan üçüncü kişinin kanuni süre içinde gerçeğe uygun beyanda bulunması önemlidir. Aksi hâlde kendisi bakımından hukuki ve mali sonuçlar doğabilir.

İstihkak Davası

Haczedilen malın borçluya değil üçüncü kişiye ait olduğu ileri sürülüyorsa istihkak uyuşmazlığı ortaya çıkabilir.

Malın kimin elinde bulunduğu, fatura ve ödeme belgeleri, zilyetlik durumu, taraflar arasındaki ilişki ve haciz mahallinin niteliği değerlendirilir.

İstihkak iddiasının süresinde ve usulüne uygun şekilde ileri sürülmesi gerekir.

İhalenin Feshi

Haczedilen malların satışında gerçekleştirilen ihalede usulsüzlük bulunduğu ileri sürülüyorsa ihalenin feshi talep edilebilir.

İhale ilanı, tebligatlar, artırma şartları, kıymet takdiri, elektronik satış işlemleri ve ihaleye katılımı etkileyen usulsüzlükler incelenebilir.

İhalenin feshi, sıkı süre ve şekil şartlarına bağlıdır.

Çek ve Senet Alacakları

Çek, bono veya senede dayalı alacaklarda takip başlatılmadan önce belgenin;

  • Vadesi,

  • İmzası,

  • Düzenleme tarihi,

  • Borçlu ve alacaklı bilgileri,

  • Kambiyo senedi niteliği,

  • Kısmi ödeme bulunup bulunmadığı,

  • Zamanaşımı durumu

incelenmelidir.

Senede ilişkin kısmi ödeme yapılmışsa takip, kalan asıl alacak üzerinden başlatılmalı; ödeme belgeleri ve faiz hesabı dosyaya göre değerlendirilmelidir.

Kira Alacakları ve Tahliye

Ödenmeyen kira bedelleri için icra takibi başlatılabilir. Belirli koşullarda takip yoluyla tahliye talep edilmesi de mümkündür.

Kira sözleşmesi, kira miktarı, ödeme tarihleri, banka kayıtları ve gönderilen ihtarlar önemlidir.

Kiracının borca veya kira ilişkisine itiraz etmesi hâlinde izlenecek yol, uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir.

İhtiyati Haciz

Para alacağının ileride tahsil edilememesi riski bulunuyorsa, şartları varsa ihtiyati haciz talep edilebilir.

İhtiyati haciz, kesin hacizden önce uygulanan geçici bir hukuki korumadır.

Mahkeme, alacağın niteliğini, vadesini, yaklaşık ispat durumunu ve teminat koşullarını değerlendirir.

İhtiyati haciz kararı alındıktan sonra tamamlayıcı işlemlerin süresinde yapılması gerekir.

Konkordato ve İflas Süreçleri

Borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi bulunan borçlular bakımından konkordato gündeme gelebilir.

Konkordato sürecinde borçlunun mali durumu, ödeme projesi, alacaklıların durumu ve mahkemece verilen geçici ya da kesin mühlet kararları önemlidir.

İflasa tabi kişiler yönünden iflas yoluyla takip ve doğrudan iflas davaları da değerlendirilebilir.

Bu süreçler ticari kayıtlar, mali tablolar ve alacaklılar arasındaki denge bakımından teknik inceleme gerektirir.

İcra Dosyasında Avukatın Rolü

İcra ve iflas hukukunda avukatın görevi yalnızca takip talebi hazırlamak değildir.

Alacaklı bakımından;

  • Doğru takip yolunun seçilmesi,

  • Faiz ve alacak hesabının yapılması,

  • Borçlu malvarlığının araştırılması,

  • Haciz ve satış işlemlerinin takip edilmesi,

  • İtiraz üzerine dava açılması,

  • Tahsilat stratejisinin belirlenmesi

önemlidir.

Borçlu bakımından ise;

  • Ödeme emrinin incelenmesi,

  • İtiraz ve şikâyet sürelerinin belirlenmesi,

  • Haksız hacizlerin kaldırılması,

  • Borçlu olunmadığının ileri sürülmesi,

  • Menfi tespit ve istirdat davaları,

  • Aşırı haciz ve usulsüz işlemlere karşı başvuru

gündeme gelebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

İcra takibi gelince ne yapılmalıdır?

Ödeme emrinin tebliğ tarihi, takip türü, borcun dayanağı ve itiraz süresi gecikmeden incelenmelidir.

İcra takibine itiraz edilirse takip durur mu?

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte süresinde yapılan itiraz kural olarak takibi durdurur. Diğer takip yollarında farklı hükümler uygulanır.

Senet doğrudan icraya konulabilir mi?

Belge kambiyo senedi niteliği taşıyor ve gerekli şekil şartlarını içeriyorsa kambiyo senetlerine özgü takip gündeme gelebilir.

Banka hesabına haciz konulabilir mi?

Borçluya ait banka hesaplarına haciz uygulanabilir. Ancak hesaptaki paranın niteliğine göre haciz sınırlamaları veya itiraz yolları bulunabilir.

Borçlu olmadığım hâlde icra takibi başlatılırsa ne yapabilirim?

Takip türüne göre borca veya imzaya itiraz, şikâyet, menfi tespit davası ya da diğer hukuki yollar değerlendirilebilir.

İcra takibi açılması borçlunun mallarının hemen satılacağı anlamına gelir mi?

Hayır. Takibin kesinleşmesi, haciz, kıymet takdiri ve satış gibi ayrı aşamalar bulunmaktadır.

Kısmen ödenmiş senet hangi tutar üzerinden takibe konulur?

Takip, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan asıl alacak ve şartları varsa işlemiş faiz üzerinden başlatılmalıdır.

İcra takibi için mahkeme kararı gerekli midir?

Her takip için gerekli değildir. İlamsız takipte mahkeme kararı bulunmadan takip başlatılabilir. İlamlı takip ise mahkeme kararı veya ilam niteliğinde belgeye dayanır.

Sonuç

İcra ve iflas hukuku, alacağın yalnızca takip talebiyle icra dosyasına kaydedilmesinden ibaret değildir. Takip yolunun seçilmesi, ödeme emrinin tebliği, itiraz, haciz, satış, dava ve tahsilat aşamaları birbirinden farklı süre ve usul kurallarına tabidir.

Alacaklı açısından hızlı hareket edilmesi kadar doğru hukuki yolun seçilmesi de önemlidir. Borçlu açısından ise ödeme emrinin tebliğinden sonra kanuni sürelerin kaçırılmaması ve haksız takip işlemlerine zamanında karşı çıkılması gerekir.

Her icra dosyası; alacağın dayanağı, tarafların hukuki sıfatı, mevcut belgeler, ödeme kayıtları, zamanaşımı, takip yolu ve malvarlığı durumu dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir.

Sönmez Hukuk Bürosu – Avukat Taha Sönmez, Antalya’da icra takibi, çek ve senet alacakları, haciz, borca ve imzaya itiraz, itirazın iptali, menfi tespit, istirdat, kira alacağı, tahliye ve alacak tahsili süreçlerinde hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.